1
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
132
Okunma
Ayaz bir temmuz sabahı
Güneş kırıta kırıta
Bulutlara kur yapmakta
En çok da mor dudaklarında Ay’ın kokusu kalana
İnsanlar dökülüyor sokaklara
Adımlarında dünün izleri
Evlerin kapıları yalnızlığın mutfağı
Gece
Tüllerin arasından dökülmekte martı çığlıklarına
Ve yükselmekte bir kadının omuzlarında
Şehir içi vapurları otobüsleri karşılıyor
Hıçkırık tutmuş burunları
Kardan adam gibi havucuna bakınmakta
Ah şu simitçiler
Ne marifetli elleri
Nasıl da bir anda çay simit peynir yumurta
Verip alıyor elleri
Gözleri güzel bir bacağa takılıylen
Mudanya dan bir leylek havalanmış
Sanırsınız ki şehzade doğdu Topkapı yamaçlarında
Bir sevinç bir keyif görseniz
Ayasofya’da çınlıyor kahkahaları
Halbuki bize ne
Bilmem kaçıncı padişahın
Kaçıncı şehzadesinin doğduğu
Sonuçta biri hariç hepsi boğdurulmayacak mı Yedikule’de
Müslüm Baba’yı sırtlamış minibüs şoförü
Sigarasının dumanı koklar Adana meyhanelerini
Pendik’ten Kadıköy’e gelene kadar
Saydım tam on üç küfür döküldü dudaklarını yiyen bıyıklarından
Memlekete dair
Memleketi yönetenlere dair
İçim sıkılıyor sevgili peri masalı
Şiir olup aksam göğün kuyularına
Ruhum kevgir ruhum memleketim gibi
Söz olup uyusam meleklerin koynunda
Dedikodusu olur mu gökler katında da
5.0
100% (4)