2
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
115
Okunma

elimde zamanın sayıları yok artık
aşınmış bir ilk ses var
elli kere açıldı bahar dediğin yara
yaz elli kere yaktı aynı teni
birbirine hem çok benzeyen
hem de hiç benzemeyen
elli güz düştü avuçlarıma
ve elli kış belletti bana
merhametin en çok
hangi zamanlarda sustuğunu
ey çocuk
gözlerin
henüz dünyaya sığmıyor
bakışların
henüz kendine yabancı
senin baktığın yerden
en az
elli kere geçtim ben
aynı umut taşına
elli kere takıldı ayağım
aynı göğe elli farklı ad verdim
ve hepsinde biraz daha eksildim
kime baktığını sanıyorsun
bir yüze mi
yoksa zamanın
yorgun kabuğuna mı
en küçük gözlerinle
koskoca bir hayatı
tartıyorsun şimdi
oysa bazı ağırlıklar
yalnızca yaşla değil
taşımakla öğrenilir
iyi bak
saçlarıma düşen ak
bir vazgeçiş değil
dünyayla elli kere barışıp
elli kere bozuşmanın izi
o yüzden yavaş bak ey çocuk
bak ama hüküm verme
çünkü sen bana bakarken
ben
dünyaya fısıldayan
ilk sesimi dinliyorum hâlâ..
hulyaperest
5.0
100% (3)