0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma

BU ( Kasîde )
“Nesl-i Revân kitabımdan”
Yağmur çeken türâb şen şakrak sürûr kâr bu
Çöllerde hasret-i âb baskın nasıl diyâr bu.
Deştten esen o yellerden bâd-ı sâm bunaltır
Vallâhi mu’cib-i hayret öyle rûzgâr bu.
Sahrâ denen çölünden esrâr uhdemizde
Yordam tutar mı çöller mümkün değil mezâr bu.
Yollar nasıl meşakkat almış gider neden ki?
Şemsin cehennemin andırmış misâl nâr bu.
Görmez misin yumarsın birden gözün kamaşmış
Bir yanda bastırır şems bir yanda kum gubâr bu.
Yağmur yağar sular seller taşsa keşke dâim
Bir damla bâri düşsün mümkün değil buhâr bu.
Ceylân çekinmiyor sahrâ avcının mekânı
“Muskam muhâfızım!” söylerken tuhâf karâr bu.
Arslân dahî ziyâfet bekler acıktı zîrâ
Efsûnlanıp dolaşmaktan fayda yok şikâr bu.
Rıhlet metânet ister râhil gönüllü olsun
Zorluk kolaylaşırken görmüştü bahtiyâr bu.
Her toprağın özel mahsûl üzredir ki burda
Ekmek su lâzım olsun mutlak yegâne bâr bu.
Hâbın ki nısf u nısf olsun gözleyen bakışlar
Sessizce yaklaşır bir hayvân gördü mâr bu.
Endîşeler senin elbet cân tatlı elhak
Dikkatli ol ki yolcum çöl mevte eş kenâr bu.
Sahrâ geniş büyük çöl günlerce yolculuk var
İhsân olur cemel cidden muhteşem katâr bu.
Kartal süzüldü kollar etrâfı nerde meyyit!
İnsâf bekleyen sâftır sanma türbedâr bu.
Zahmetle eşdeğerdir çöllerde yolculuklar
Yorgun düşüp ölen mevcûd kıldı târumâr bu.
Tâlib olanların ma’kûs bahtıdır genelde
Vuslat bahâr görmez çok kez şitâ hasâr bu.
Bârân kâtibin mendil bir aded dahî yok
Âşık senin işin zor sandın mı Üsküdâr bu?
Hâl-i beşer mi paylaşmazlar sınırlı imkân
Durmaksızın cedeller farzet Mudar Nizâr bu.
Karşında varsa Leylâ çöllerde gez dolaş dur,
Beyzâde Kays Mecnûn aşkında hissedâr bu.
Sırrın nedir bilinmez lâkin merâm seninçin
Darb-ı mesel mekânın dillerdedir medâr bu.
Her dem bulup revâcın görmektesin de rağbet
Meydânı boş bırakmaz ma’şûk pâyidâr bu.
Ma’şûk şikâyetinden memnûn demek ki dostlar
Kays derbeder olurken Leylâ’da iktidâr bu.
Abdüsselâm umar Leylâ’dan murâd ne mümkün
Aşkın yolunda mevtâ sır sanki intihâr bu.
Abdüsselâm ölmüş Mecnûn ağlıyorken
Ma’nâ suâl ederler zannetme pîşekâr bu.
Mecnûn eden aşk Kays’ın derdi aşka dâir
Leylâ vesîle olmuş hikmette haznedâr bu.
Beyt’inde derd-i dâim olmuş duâ ki Kays’dan
Sultân-ı aşkta gâibken gönlü Ka’be dâr bu.
Suflî heves değildir bi’l-aks kâmil îmân
Dervîş misâli Yûnus’dan sûfiyâne âr bu.
Dîvân-ı Hikmet’inden almış nasîb âlâ
Ahlâk binâ ederken özgüncedir vakâr bu.
Nâhoş kelâm sarf etmezler edeb ki tâcdır
Misl-i türâb gönüller ma’sûm kebîr kibâr bu.
Meşhed’de türbesin Hazret-i Alî o arslân
İbn Utbe’nin helâk-ı Bedr’inde Zü’l-fikâr bu.
Ma’sûma zulmedenler kimler Benî Ümeyye
Bir fitne Kerbelâ’dan meş’ûm âh u zâr bu.
Hazret-i Fahr-i Kevneyn Peygamberin hafîdi
Maktûl Hüseyn şehîddir orda şâhyâr bu.
Târîh-i müslimînden bir ızdırâb elem ki
Halkın dilinde hâlâ nefret ve intizâr bu.
Öfkeyle kalktı Abd-i Şems ehli Ehl-i Beyt’e
Yâ Rabbi sırrı mânîdâr imtihân dâr bu.
Yanlışlarında ısrâr etmiş Ümeyye ehli
Mel’ûn inâd eder Süfyân oğlu kelb himâr bu.
Hazret-i Fâtıma’n sertâc-ı güzîdemizdir
Rahmet-i âlemînden ezcümle bergüzâr bu.
İlminle Ehl-i Beyt’in mazlûm bireylerinde
Dâvâyı hak görürsün gönlünde i’tibâr bu.
Binbir masal mı Şehrâzâd anlatır durur hep
Dinler sürekli mest olmuştur ki Şehriyâr bu.
Mehtâb doğar karanlıklar kaybolur görüntü
Akşamcılar için âlâ muhteşem nehâr bu.
Sâkî kadeh şarâb şûh meyhâne şîşeler dem
Mihnetle hercümerc olmuş cümle inkisâr bu.
Bir an’ane Rus’dan la’b-ı mevt aman dikkat
Cânın alır yaşarsın endîşe risk kumâr bu.
Erlik değil dolandırmak zât-ı muhteremsen
İllâ ki bildirir herkes işte hîlekâr bu.
Hâkim suâl eder mahkûmlar cevâb vermez
Öğrendi çünkü tek yoldur kurtuluş firâr bu.
Cins-i latîf salınmış gelmekte süslenir de
Yok, zevci hâl-i hâzır zannımca şûh bekâr bu.
Ûd çaldı üflüyor ney üstâde nâzenîndir
Gördükçe arttı saygım ecmel-i bestekâr bu.
Kandırmasın bizim îmân sâyesinde zâil
Her hâlükârda müznibsek bil ki sahtekâr bu.
Akşam olup güneş batsın çık da gel usulca
Fasl-ı şitâ ne mânî yollar selâm bahâr bu.
Serv-i revân yürürken nâz u edâ edersin
Saydım hatânı bir beş on yüz değil hezâr bu.
Kibrinde zirve re’sen şeklen belirdi sûret
Hürrem Kösem Hümâşâh Sultân değil sezâr bu.
Buzlar dahî erirken bir zerre iltifât yok
Lâl oldu hîç konuşmaz varsay ki bir nigâr bu.
Hâtûn iken cihâd etmiş korkusuz meğerse
Meydânı titretirken fâtih ve şâhsuvâr bu.
Nu’mân vecîz makâlin Dîvân’da oldu gündem
Ahsen hakîkaten bir darb-ı mesel şiâr bu.
Hisset sezip önem ver göster ki hüsn-i niyyet
Meshûr kelâm mahfûzdur bizde inhisâr bu.
Elhak kitâbetin destân u kelâm-ı mu’ciz
Dâim gazel kasâidden neş’e iftihâr bu.
Mahlas benim adımdır gerçekte neyse aynı
Ağyâr kullanır pek çok kez de müsteâr bu.
El’ân değer verilmezmiş sanma şâirâne
San’at senin görürler âtîye yâdigâr bu.
Mâzî esintisinden âtîye armağandır
Ta’zîmle bir ziyâretgâh mu’teber hisâr bu.
Dersin içinde Nu’mân hep bahsederdi zâten
Hikmetlerinde esrâr elbette âşikâr bu.
Isrâr eder gönül ma’sûm câzibeyle tutsak
Affet diyor tekerrür cürmünde tevbekâr bu.
Ümmîd eder kabûl et ma’şûk niyâz-ı aşkı
Âmîn duâsı âşıktan aşka iftikâr bu.
Fânî bedende rûh hayy kayyûm aşkla dâim
Âb-ı hayât iksîrin genç ve ihtiyâr bu.
Elbette aşk ezelden elyevme gönle destân
Beynelmilel ve a’sâr her dilde intişâr bu.
(Mef’ûlü) (Fâilâtün) (Mef’ûlü) (Fâilâtün)
2021 Eylül 4
5.0
100% (1)