0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
114
Okunma
Gidişinle çöktü sokakların ışığı,
Bir kapı kapandı
ve bütün umutlar, aralıksız bir rüzgârda savruldu.
Ben “dur” dedim,
sen duymadın,
daha doğrusu duymak istemedin.
Sevdanın yükü ağır gelmiş olacak ki
koyup gittin beni,
yüreğimin en kırılgan yerine saplanmış bir acı gibi.
Ben seni insan gibi sevdim,
sen beni para terazisinde tarttın.
Dersin ya hani, “unutamam”…
Sen unutuşun kitabını yazmışsın meğer.
Mazi dedikleri şey,
senin için bir sayfayı yırtıp çöpe atmak kadar kolaymış.
Körpe bir kuzuyu
kırağıya nasıl bırakırsa bahar,
öyle bıraktın sen de beni.
Yeminlerimiz vardı,
ellerimiz bir zamana kadar birleşirdi,
şimdi viran bir hane,
soğuk bir oda,
suskun bir gece bıraktın ardında.
Ben gözyaşımın bile hesabını verdim,
sen bir tebessümün kıymetini bilmedin.
Sevdirdin kendini bana,
sonra da çekip gittin;
insanın canı bedenden ayrılır mı?
Sen ayrıldın işte…
Ağlıyorum şimdi, yana yana,
adına değil,
kendime kızıyorum bu kadar inanmış olduğum için.
Ozan Güner unutur mu?
Geçer mi bu sevdanın izi?
Kim bilir…
Belki de hiç silinmez.
Ama bir sorum var sana,
yalansız, dolansız:
Mutlu musun güzel yarim,
gerçekten mutlu musun?
Ozan Güner Kaymak
Amsterdam 15.01.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.