2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
111
Okunma
Bazı insanlar ağlamayı gizlice öğrenir.
Kimse görmesin diye geceleri seçer,
ışığı kısar, sesi içine gömer.
Çünkü onlara küçükken “güçlü ol” denmiştir,
ama kimse “yorulursan ağlayabilirsin” dememiştir.
Bu hikâye de öyle başladı.
Susarak büyüyen bir kalbin hikâyesi bu.
Her şeyi taşıyan ama kimseye yük olmamaya çalışan,
gülümserken içinden eksilen bir kadının…
Dağlara bakınca kendini tanıdı.
Onlar da susuyordu.
Ama kimse bilmezdi;
en büyük sessizliklerin içinde
en büyük yorgunluklar saklıdır.
Bir gün içi doldu.
Sığmadı artık.
Ve ilk kez kendine izin verdi:
Ağladı.
O an anladı…
Ağlamak yenilmek değilmiş.
Ağlamak, hâlâ hayatta olduğunu hatırlamakmış.
Her gözyaşı, toprağa düşen bir tohum gibi,
bir yarayı kapatırken bir umudu yeşertirmiş.
Adını sakladı o gün.
Çünkü bazı acılar isimle değil,
sesle anlatılır.
Gözyaşını türkü yaptı,
suskunluğunu dağlara bıraktı.
Ve şunu fısıldadı kendine,
sonra başkalarına:
“Bazen ağlayın.
Çünkü güçlü olmak,
hiç ağlamamak değil…
Ağlayıp yine de ayakta kalabilmektir.”
Dersimlikiz Cigdem Turan
Bazen ağlayın,
dağlar bile yorulur susmaktan.
Munzur’un suyu da taşar
içine sığmayan bir dert varsa.
Bazen ağlayın,
güçlü görünmek yorar insanı.
Her gülüş bir yük olmasın,
bırakın kalbiniz dizlerinden çözülsün.
Bazen ağlayın,
toprak bilir gözyaşının dilini.
Düşen her damla
bir yarayı hatırlar, bir umudu yeşertir.
Ben ağladım, adımı saklayarak.
Dersimlikiz dediler bana.
Gözyaşımı türkü yaptım,
suskunluğumu dağlara bıraktım.
Bazen ağlayın,
çünkü ağlamak yenilmek değildir.
Bazen ağlamak,
hayatta kaldığının en sessiz kanıtıdır.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.