Başlangıçta zaman, iki nefes arasında gizliydi. İnsanlar ya durur ya da koşardı; ama ikisini bir arada yapmayı bilmezdi. Çünkü durmak ölümü, koşmak yaşamı hatırlatırdı.
Bir gün, rüzgârın kızı Ahımsa doğdu. O doğduğunda gök yankılandı, toprak titredi; çünkü onun kalbi iki ritimde atıyordu: hem durgun suyun sabrı, hem de coşkun nehrin hızını taşıyordu.
Ahımsa büyüyünce dağların öğretisine kulak verdi. Zirveler ona dedi ki: “Durmak, varlığı kök eklemek demektir.” Ovalar ona dedi ki: “Koşmak, varlığı çoğaltmak demektir.” Ama Ahımsa ikisini de seçmedi; kendi yolunu aradı.
Bir gün geceyle gündüz arasında yürürken bir sır öğrendi: İnsan, durarak da koşabilir. Ayaklarını toprağa sabitlerken, ruhunu yıldızlara fırlatabilir. Bu sır ona, zamansızlığın anahtarını verdi.
O günden sonra Ahımsa’nın yürüyüşü, görünürde sakindi; ama her adımında milyonlarca adım gizlenmişti. Onun gölgesine bakan, bir anın içinde bin yıl geçtiğini görür, bir nefesle koca çağların devrildiğini hissederdi.
Ve insanlar Ahımsa’ya inandılar. Onun miti, şöyle dilden dile aktarıldı: “Koşarken tükenenler, Ahımsa’nın sırrını unutmuşlardır. Dururken çürüyenler, Ahımsa’nın sırrını bilmemişlerdir. Gerçek yol, durarak koşmak; koşarken durmaktır.”
Bu yüzden derler ki: Ahımsa, hem gölgesiz rüzgâr, hem de köksüz ağaçtır. Onu bulan, zamanın zincirini kırar.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Normalde dururken koşamaz bir insan, bu gerçekliğe aykırı ama şayet yavaşça yürürken adımlarını bile sayacak radde gelirse, her attığı adımı bilir, görür, hisseder hale gelirse dururken koşmuş olur. Çünkü durmak demek, sadece hareket etmemek değil, bazen yolu yavaş adımlamak da birnevi durmak demek. Normalden daha yavaş ve sessiz, daha durgun ve sığ.. Ama yavaş yürüse dahi bir şeylerin farkında çünkü her an, her saniye harekete geçmeye hazır hale geliyor ve bilinçleniyor. Bu da onu hareketi pasifken bile aktif hale getiriyor yani yürürken koşmuş oluyor.
“Durmak, varlığı kök eklemek demektir.”
Her ne kadar koşarken insan yol kat etse de, varlığı tükenir gibi gelir çünkü hızlı gelişen bir şeyler vardır, buna sebep olarak düşünmek, iyileşmek, anlamak için zamanı olmaz ve bir yerde düzeltmek için kendini dinlemesi gerekir ve durur. Bu nedenle durmak, varlığa kök ekler.
“Koşmak, varlığı çoğaltmak demektir.”
Az önce durmanın insanı kendini iyileştirmesi ve anlaması manasına geldiğinin kanıtına vardık, lakin fazla hareketsiz kalmak, işleve geçmemek hem ruhta hem bedende gereksiz sakinlik yapar. Bir de bu durma halinde insan sık sık kendini sorgulama haline girer dedik; bu yüzden de insan varlığını sorguladıkça daha da derine iner ve o düşünce yığınından kurtulamaz, harekete geçemez. Olduğu yerde kalırsa da varlığı azalmaya başlar. Varlığını diri tutmak, varlığını göstermek için de koşması gerekir. Bu nedenle koşmak, varlığı çoğaltır.
O halde, Ahımsa'nın ikisini de seçmemesinin sebebi bu; ikisi de yeterli değil, orta yola girmiyor. Kendi yolunu bulmuş o zaman.
Tabi ki bu öznel düşünce, katılmayabilirsin ama ben bu metninden bunları çıkardım şahsen. Felsefeye bayıldığımı söylemiş miydim?
Şık dizeler, sevdim. Esenlik yüreğin üzerine olsun...
malesef insanın olduğu her yer'de hatanın katlanılamaz sertliği ve siddeti var , bu oluş yıllardır devam ediyor ,hala bu tür şeyler kadının üzerinden bahane edilerek yani eskiden savaşlar bile çıkmıştır , bu erkek uygarlığının güçünün ben her şeyi yaparım bilmişliği bu ve bu benzer olaylar kadın ve erkek eşitliğini yok sayıyor. kanun yapıcıların da hataları var tapi
eskiden olan olaylar hala bu gelecekte benzerlik gösteriyor.
sözün özü devşek veriçi böyle insanlar içinde yaşıyoruz .sizde dikkat edin lütfen kim ne olduğu belli değil bu zamanlar da sıkıntı çok.
sizde bir kadın olarak bu tür olayların olmaması için dikkatli olun kız arkadaşlarınız ile yardım edin. böyle olaylar , yani kadına şiddeti birlikte çözün bulun.
verdiğin örnekler çok fazla yar eski dünyada çaldılar mesela ve kediler.diri diri yakılmıştılar büyüçü ve seytan diyerek bir çok kadın öldürür dü , güzel kadınları secip öldüren psikopatlar bile bu yalan dünya da var.
Her iki fikri de kabul etmemesi de bundan kaynaklıydı sanırım, dediğim gibi orta yolu bulmuş ve zarar görmek de vermek de istememiş. Her daim barışı simgeleyen biri.
Tarihten öte bunun şiire dökülmesi sıradışı olmuş Tarihten söz etmişken, orta çağda kadınların uğradığı saldırılarla ilgili bir çalışmaya da dikkat çekilmesi gerek bu tür şiirlerle. Geçen araştırdım, sırf güzel oldukları için diri diri yakılan kadınları görünce delirdim mesela.
Ahimsa, Sanskritçe kökenli bir terim olup şiddetsizlik ve zarar vermeme ilkesini ifade eder. Hinduizm, Budizm ve Jainizm gibi Hint dinlerinde temel bir erdem olarak kabul edilir.
Bu kavram, fiziksel şiddetin yanı sıra düşüncelerde, sözlerde ve eylemlerde de zarar vermekten kaçınmayı kapsar. Tüm canlıların ilahi bir enerjiye sahip olduğu inancıyla ilişkilendirilir.
Tarih boyunca Mahatma Gandhi gibi figürlerin savunduğu ahimsa, pasif direniş ve toplumsal adalet mücadelelerinde önemli rol oynamıştır
mantık olarak senin anlatdıklarının temeli bu .ingilizlerin hindistanı sömürdüğü yıllarda çıkan bir görüş bu onların istediği her şeyi durarak veya koşarak yapmama temel itaatsizlik Mahatma Gandhi halkına bu görüsü savundu
ve ingilizlerden zorda olsa sömürgeyi bitirdi ve bağımsızlığına kavuşturdu
ben ise simgesel olarak bu görüşü şiirleştirdim .açıklamada yazardım ama merak olsun isterim.okuyucu ile bir bağ kurmak ve onlarında şiirin içinden yorumlamasını da severim
teşekkür ederim. istediğin gibi yorumladın güzeldi anlatım tarzın.
malesef insanın olduğu her yer'de hatanın katlanılamaz sertliği ve siddeti var , bu oluş yıllardır devam ediyor ,hala bu tür şeyler kadının üzerinden bahane edilerek yani eskiden savaşlar bile çıkmıştır , bu erkek uygarlığının güçünün ben her şeyi yaparım bilmişliği bu ve bu benzer olaylar kadın ve erkek eşitliğini yok sayıyor. kanun yapıcıların da hataları var tapi
eskiden olan olaylar hala bu gelecekte benzerlik gösteriyor.
sözün özü devşek veriçi böyle insanlar içinde yaşıyoruz .sizde dikkat edin lütfen kim ne olduğu belli değil bu zamanlar da sıkıntı çok.
sizde bir kadın olarak bu tür olayların olmaması için dikkatli olun kız arkadaşlarınız ile yardım edin. böyle olaylar , yani kadına şiddeti birlikte çözün bulun.
verdiğin örnekler çok fazla yar eski dünyada çaldılar mesela ve kediler.diri diri yakılmıştılar büyüçü ve seytan diyerek bir çok kadın öldürür dü , güzel kadınları secip öldüren psikopatlar bile bu yalan dünya da var.
Her iki fikri de kabul etmemesi de bundan kaynaklıydı sanırım, dediğim gibi orta yolu bulmuş ve zarar görmek de vermek de istememiş. Her daim barışı simgeleyen biri.
Tarihten öte bunun şiire dökülmesi sıradışı olmuş Tarihten söz etmişken, orta çağda kadınların uğradığı saldırılarla ilgili bir çalışmaya da dikkat çekilmesi gerek bu tür şiirlerle. Geçen araştırdım, sırf güzel oldukları için diri diri yakılan kadınları görünce delirdim mesela.
Ahimsa, Sanskritçe kökenli bir terim olup şiddetsizlik ve zarar vermeme ilkesini ifade eder. Hinduizm, Budizm ve Jainizm gibi Hint dinlerinde temel bir erdem olarak kabul edilir.
Bu kavram, fiziksel şiddetin yanı sıra düşüncelerde, sözlerde ve eylemlerde de zarar vermekten kaçınmayı kapsar. Tüm canlıların ilahi bir enerjiye sahip olduğu inancıyla ilişkilendirilir.
Tarih boyunca Mahatma Gandhi gibi figürlerin savunduğu ahimsa, pasif direniş ve toplumsal adalet mücadelelerinde önemli rol oynamıştır
mantık olarak senin anlatdıklarının temeli bu .ingilizlerin hindistanı sömürdüğü yıllarda çıkan bir görüş bu onların istediği her şeyi durarak veya koşarak yapmama temel itaatsizlik Mahatma Gandhi halkına bu görüsü savundu
ve ingilizlerden zorda olsa sömürgeyi bitirdi ve bağımsızlığına kavuşturdu
ben ise simgesel olarak bu görüşü şiirleştirdim .açıklamada yazardım ama merak olsun isterim.okuyucu ile bir bağ kurmak ve onlarında şiirin içinden yorumlamasını da severim
teşekkür ederim. istediğin gibi yorumladın güzeldi anlatım tarzın.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.