2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
96
Okunma

Sükûtun Yankıları..
Bir sükût iner ansızın, vakur bir hüzme misali,
Zamanın derin tefekkürüne çağırır ruhu usulca.
Eşyanın ve anların ardındaki o nihan titreşimler,
Evrenin atlasına işlenmiş kadim bir lisanın kayıp heceleri.
Her katrede bir umman gizlidir, fısıldar irfan ehli,
Ve her zerrede, o ilk tekvin anının müphem bestesi.
Görmek için değil, gönül gözüyle sezmek için arala perdeni,
Zira hakikat, kalbin en sessiz ve en derin menkıbesi.
Rüzgârın kanadında taşınan o anlaşılmaz, ulvi nağme,
Belki de feleklerin asırlar süren sırlarla dolu sohbeti.
Bir çiçeğin taç yaprağına nakşedilmiş o incecik, ilahi remz,
Varlığın özüne, ezelden ebede kazınmış bir ayeti.
Bu muazzam cümbüş içinde her mevcudat birbiriyle hemhal,
Görünmez, sırlı ipliklerle örülmüş muhteşem bir destan.
Düşüncenin eşiğinde durup, benliğini bir an unutursan eğer,
Anlarsın, her sükûtun nasıl gebe olduğunu binlerce anlama, her an.
Ve o anlar, sonsuzluğa açılan birer kapı olur sana, ey can.
Bil ki her bakış, bir idrak; her nefes, bir tecelli.
Yeter ki dur ve dinle; o sessiz yankıları...
Hasan Belek
01 06 25
Akçay
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.