21
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1511
Okunma
elimde bavulum çıkarken gurbete
körpe gençliğimin umursamazlıklarında
güle oynaya veda ederken vatana
esenboğa’dan son bakışlarımda ayrılırken
içimde sızılar, mahsun halimin öksüz yanına
öz yurdumdan uzaklaşırken dönmemecesine
saplanmıştı ayrılık okları peş peşe ansızın...
vatanım, içinde sakladığım yar emanetinde
kutsallığın öylesine bendedir ki
bir ömür tüketsemde yaban ellerde
namert olayım sana zerre kadar uzaksam
kör olayım sana yan gözle baktırtırsam
koynunda nice fidanların yatarken cennetinde
sevda bahçelerinde her mevsim ılgıt ılgıt
bahar yelleri eserken dört bir yanında
sevdiğim yare kol kanat gererken
ben nasıl unuturum seni, içindeki sevgiliyi...
ancak! ayrılıklarda hergün ölmekteyim ben!
kısmet olur mu, bilinmez kavuşmaların zamanı
yorgun yürek el sürebilecek mi, öpebilecek mi
bir ömürlük hayallerim toz duman olmuşken
karalara bürünmüş sevdam yollarda mı bekleyecek
çağlayan pınar suların küsecek mi gelişime
bir tabutun bayrağa sarılmış halini görünce...
yetım yanım seni bulmuşken çok zaman sonra
iki sevgiliye kavuşmak kısmet midir, düşmü dür
uzaklarımda kaldınız, ülkeler ötesinde öylece
bense, size hasret yangınlarında soldum gitti!..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.