0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
52
Okunma
Güneş pencerenin ardından süzülüp odanın içine yayıldığında gözlerini araladı
Sabahın sessizliğiyle hayatın yeniden başladığını hissetti
Yatağın kenarına oturdu
Ayaklarının altındaki serin zemine dokundu
Her sabah olduğu gibi dünya onu bekliyordu
Ama bugün bir şey farklıydı
Kalbinin derinliklerinde hafif bir kıpırtı vardı
Belki uzun zamandır unuttuğu bir duygu
Belki de henüz tanımadığı bir heyecan
Mutfaktan yayılan demli çayın kokusu onu çocukluğuna çekti
Anne sesinin kahvaltı hazır diye seslenişi bir anda yılları geri sardı
O masum, o sade günlere
Her şeyin daha basit, daha renkli, daha tertemiz olduğu zamanlara
Şimdi ise hayat karmaşık bir düğüm gibiydi.
Birbirine dolanan ipler gibi
Ama o iplerin arasından incecik bir ışık süzülüyordu.
Ve o ışık ona yol göstermeye yetiyordu.
İşe giderken sokaklar tanıdıktı
Adımlar hızlanmıştı, insanlar birbirine çarpmadan yollarına devam ediyordu
Kimi yüzünde bir gülümseme taşıyor kimi dalgın kimi ise öfkesini gizleyemiyordu
Her birinin kendi hikayesi vardı
Kendi yarası umudu sırrı
O da kendi hikayesini taşıyordu
Bazen ağır bazen hafif
Ama hep yüreğinde
Öğle arasında bir parka sığındı
Ağaçların dalları rüzgârla usulca dans ediyordu
Yaprakların hışırtısı kulağına bir melodi gibi çalındı
Tam o sırada minik bir serçe kondu yanına.
Göz göze geldiler
Küçücük bedeniyle birkaç saniye durdu, sonra kanat çırpıp uzaklaştı
Sanki ona, hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu fısıldamak için uğramıştı
Gözlerini kapattı, içindeki sesi dinledi.
Yaşamak diyordu o ses,
Anı yakalamak
Her nefesi hissetmek
Her küçük detayı fark etmek
Akşam eve döndüğünde kapının ardında tanıdık bir sıcaklık karşıladı onu
Masada sevdikleri, gülüşler, anılar, umutlar vardı
Hayatın tüm karmaşasına rağmen, sığınılacak bir limandı orası
O an anladı
Hayat, sadece büyük anlardan ibaret değildi.
Asıl mutluluk, o küçük detaylarda gizliydi
Yatağına uzandığında gözlerini kapatmadan önce derin bir nefes aldı.
Hayat bazen yoruyordu, bazen canını acıtıyordu.
Ama yine de yaşamaya değerdi
Çünkü her sabah yeni bir sayfa açılıyordu.
Ve o sayfaya ne yazacağını, sadece o belirliyordu.
İçini bir huzur kapladı.
Biliyordu
Yarın yine güneş doğacak, yine dünya onu bekleyecekti
Ve o kendi hikayesini yazmaya devam edecekti
O gece uyumadan önce düşündü.
Hayatın karmaşası, özlemi, sevinci, hüznü…
Hepsi gelip geçiyordu.
Ama fark etti ki;
En kalıcı olan, küçük bir tebessüm,
Bir dost sesi,
Bir serçenin kanat çırpışıydı.
Belki de mutluluğun sırrı,
Hiçbir zaman büyük cevaplarda değildi.
O gözden kaçan, minicik anlarda gizliydi.
Yarın sabah güneş yeniden doğduğunda,
O artık sadece yaşamayacaktı.
Fark edecekti.
Hissedecekti.
Her anı, kendi elleriyle anlamlı kılacaktı.
Çünkü hayat,
Onun küçük sırlarıyla güzeldi.
Ve her sır,
Fark edenin yüreğine açılırdı.
İsmail Gökkuş