4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
630
Okunma

........................................................Ülkücü şehitlerimizin aziz hatıralarına!
Mustafa Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980, Cevdet Karakaş, 4 Haziran 1981, İsmet Şahin, 20 Ağustos 1981, Fikri Arıkan, 27 Mart 1982, Cengiz Baktemur, 2 Mayıs, 1982, Ali Bülent Orkan, 13 Ağustos 1982, Ahmet Kerse, 31 Ocak 1983, Halil Esendağ, 5 Haziran 83, ve Selçuk Duracık da, 5 Haziran 1983 tarihinde 12 Eylül adaletinin (!) yağlı urganlarıyla şehitlik mertebesine ulaştılar. İnfaz edilirken bile tekbir getiriyordu
Eylül’e hoş geldin mi desem
Sitem mi etsem en acımazından
Öyle acılarla dolduruldu ki sevdiğim Eylül
Ben hangisini yazsam?
Hayatı bitirilen gençleri mi yazsam
On iki Eylül’e kara çalanları mı
Güzelim Sonbaharı karşılayan Eylül’ü yakanları mı
Zindanlarda çıklıklarla boğulanları mı
Söyleyin, hangisini yazam?
Eskiden Eylül’de hoş duygularım vardı
Romantik olurdu duygularım
Sarı yapraklar arasında şiirler yazardım
Sevgiliyle ormanlarda koşardım
Pınarların buz gibi sularından
Doyamadığım kadar içer, içerdim...
Unutturdular o günleri bize
O güzelim Eylül geldiğinde içimde karartı
Mahpus damlarından çığlıklar
İşkencelerin kıskacında kan revan
Vatan evlatlarını rütbeli canavarlara teslim ettiler
Kan kustular yıllarca
İdam edildiler sorgusuz, sualsiz...
Hele bir Mustafa Pehlivanoğlu vardı ki
Beş kez idam kararı verildi
Nurettin Soyer adılı soysuz kırdı kalemi
Ve nice ülkücü yiğitler
’’Yaşasın Türklük’’ diyerek
Sonsuzluğa şehadetle darağacına gittiler!..
Her Eylül geldiğinde gözlerimde yaş sel olur
Denizleri, hücreleri doldurur
Allah’a havale ettik Türk’e ihanet edenleri
İnadına seveceğim güzel Eylül’ü
Dualarla yad edeceğim şehit bozkurtları
Yeşerteceğim yeniden kırmızı beyaz karanfilleri...
Zafer Direniş
...
Cennet bahçelerinde ülkücüleri görürüm her Eylül’de
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.