0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
425
Okunma
Rüzgarlar esmiyor artık, rüzgâr gülleri durdu
Yağmurlar yağmıyor artık, dereler kurudu
Pınarlar da akmıyor artık, yârim kara toprağı sevdi
Kara toprağın ne suçu var, kaderim böyle imiş
Olanlar oldu, palazlanan umutlarım bir mum gibi ağır ağır söndü
Kalmadı Mevlâm ’dan gayrı sevda bana
Anam ’dan doğunca, gözlerim ışığa kavuşunca
Sıratı müstakime koyuldum usulca
Sıratı müstakim oldu, sırat köprüsü bana
Sıratı köprüsünün ne suçu var, kaderim böyle imiş
Olan olurdu, yangın sevdam bir mum gibi ağır ağır söndü
Kalmadı Yaradanım ’dan gayrı umut bana
Kul gün olur, kula zul olur; insan kahrı çekilmez olur
Varıpta kapıları çalsan, kapılar bir bir yüzüne kapanır
Kul kapılarında dertdaş aramam gayrı
Dert Ehli ’ne derdi veren Mevlâm
Huzura bekler dermân için beni
Cahit Fıkırkoca
08.07.2022, Ankara