1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
345
Okunma
Her acının bir mevsimi varmış, öyle diyorlar.
Gelir ve geçermiş,
Yağmurlar altında
Bir İstanbul nağmesine dönüşünce ıslıklar
Sırılsıklam ve asi.
İz bırakırmış çoğu zaman da
Bir kadının yüzünde yitip giden nehirlerde
Ve ateşe katıksız köz olan biçare gönüllerde…
Çoğu zaman da unutulurmuş
Sütten kesilince bir çocuk
Ya da bir çocuk düşünce sokağa
Titrek bir mum alevinin gölgesinde ve yapayalnız…
Ben seni unutamadım, yalan söyleyemem,
Kendimi unuttuğum kadar bir şiirin koynunda çırılçıplak…
Unutamadım, dudaklarının yüzümde bıraktığı o lekeyi.
Beyoğlu’ndaki kemancının senin için çaldığı o şarkıyı
Ve kulağıma fısıldadığın o malum sözleri.
Ne yaptıysam unutamadım, beni affet.
Dikenli teller çekilirdi rüyalarıma,
Uzaklara dalınca takvim yaprakları.
Tuzaklar kurulurdu kıyılardan gün batımlarına.
Diri diri yakılırdı meydanlarda içinde sen olan fikirlerim.
Baskınlar yapılırdı yüreğime; ihtilaller, unutulman için.
Kırılırdı kapılar, pencereler…
Bir bir çekilirdi duygularım zindanlardan dar ağaçlarına.
Kurşuna dizilirdi fotoğraflar, efkâr vurunca geceye.
Ama ben yine de seni unutamadım.
Bırakamadım sigarayı elimden.
Dindiremedim ağrıyan yanlarımı çöl sıcaklarında üşürken.
Hep bir uçurumun kenarında yaşadım,
Dilimde korku ve ümit arası bir fısıltı…
Hekimler faydasız bu kanayan yaraya, ilaçlar faydasız.
Tanrının yarattığı son güne kadar da
Dindirebileceğimi sanmıyorum.
Ve son bir not düşüyorum sayfanın ortasından hayata.
Ve diyorum ki:
Yaşama gayemi unuttum, İrem bağlarından çok önce.
Asırlar ötesinden duyulan ruhanilerin seslerini,
İnleyen nağmelerini müezzinlerin, Brahmanların…
Yolumu kaybettim, kendimi kaybettim,
Seni kaybettim ve en sonunda Tanrı’yı da unuttum.
Ben şimdi dağlara oyulmuş bir mabet kadar yalnız
Ve huzurdan kovulmuş bir şeytan kadar günahkârım.
Allah affeder mi beni söyle, tövbe kapısından girsem yine içeri?
Bilal DURAN(suskunşair)
5.0
100% (1)