6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1327
Okunma
İstanbul’dan ayrılıyorum bir ekim akşamı
Sanki dönmeyecek gibi...meçhule gidiyorum
Ayaklarım boş bir beden taşıyor..yürüyorum
İçimden isyankar bir sesleniş,
Neden bu şehirden mahrum kalıyorum..?
Sokağı dönmeden dönüyorum ardıma
Gömlerimde özlem kokulu bakışlar
Evime bakıyorum..aklımdan geçen düşünceler
Bilseniz daha neler..neler
Gidiyorum...
Güneş yavaş yavaş kayboluyor ufukta...
Sisli bir sonbahar akşamı ve yağmur...
Bulutların gözyaşları var yanaklarımda
.....ve rüzgar
Tüm hışmıyla döverken İstanbul’u
Bir anda iskelede buluyorum kendimi
Dışarıda ıslak bir soğuk olsa da
Aldırmadan üst katına çıkıyorum vapurun
Karanlıkta martılar uğurluyor beni
Sağımda tüm görkemiyle Sultanahmet Camii
Solumda yalnızlığın sembolü Kız Kulesi
Ardımda İstanbul’u bırakıyorum
Önümde beni bekleyen sürgün treni
Ağır adımlarla iniyorum vapurdan
İskelede bir sigara yakıyorum efkarımdan..
Tren aldırmadan kalkıyorken gardan
İçinde ayrılığın küskün bedenleri
Ruhumu İstanbul’da bırakıyorum ayırıp bedenimden
Gözlerimi kapatıp en güzel düşleriyle
Elveda sözcüğünden bir türkü söylüyorum
Özlemimi kamçılayan ray sesleriyle
(2001,Bilecik)
Vedat Hindioğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.