2
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
966
Okunma

Gün akşama vurulduğunda ufkun yakutu,
Sardığında üzerinde süzülen yorgun bulutu
Akıllara fısıldayan rüzgârın, o katı sükûtu
Dokunup da konuşturandır; her suskunu.
Gözlerinde zamanın yankısı, o gizli buğu;
Aratır ne Ay’ı, ne güneşi, ne bulutu!
Bir de o an ki işte; tüm seslerin sustuğu
Sessiz nefeslerin bir tek seni konuştuğu.
Beyaz gökte gezer bir siyah kuğu
İnce beliye süzülür, buğu buğu.
Notanın sesinden akan hayat suyunu
Alımıyla içer o yerden, göğün ruha dokunduğu.
Naz bestesi çalınır sabaha karşı saatte
Gül hüznü bulur uykulu karanfilde
Sevgilinin gamzesi saklı, bulutun içinde
Yakışır notalar; sade kıymet bilen ellere.
Kıskanır bülbül ehli, şu uçan kuşu
Kelimeler andırır, bir parlak billuru
Hâyâl sararken çepeçevre, yalnız ruhu
Kader seçer yine hüznü, ağlatarak aciz kulu...
5.0
100% (13)