1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
536
Okunma

Ruhumda köpürse Dicle’yle, Fırat;
Susturur o tatlı diliyle beni…
Ne zaman yanına çiçeksiz gitsem;
Karşılar mezarda gülüyle beni…
Kayıtta ölümdür hasret nedeni;
Ruhu yüreğimde toprak bedeni;
Gelinlik saydığım beyaz kefeni;
Karşılar duvakla, teliyle beni…
İçimde büyürken özlemi kat kat;
Yandı gözlerimde koca kâinat;
Keyfince dönerken dünya’ya inat;
Karşılar kahveyle, falıyla beni…
Ömrümce başında durasım gelir;
Usulca kalbimi yarasım gelir;
Buz gibi toprağı sarasım gelir;
Isıtır can yaram eliyle beni;
Son düşüm, hayalim, kar tanem desem;
Gül kokum, can yarım her tanem desem;
Sevgilim, kadınım, bir tanem desem;
Karşılar yüzünde alıyla beni…
Küs olan vuslatla barışmak var ya;
“Gel” diyen çağrıyla kavuşmak var ya;
Nasılsa gün gelip buluşmak var ya;
Karşılar ilk gün ki haliyle beni…
Yeter ki müjdenin fermanı olsun;
Son nefes derdimin dermanı olsun;
Aylardan bir şubat zamanı olsun;
Karşılar çiçekli dalıyla beni…
“Mezara koyacak eliyle beni…”
Ali ALTINLI – 25.05.2020
Saat: 22:05
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.