3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
928
Okunma
Eski resimler... Eski resimler…
Kimi çocukluk günlerimden kalan
Büyülü bir mıknatıs gibi kendine çeker
Kimi yüreğimin diplerini titreten
Depderin bir sessizlikle
"İşte ölümlü dünya!" diye feryat eder
Eski resimler... Eski resimler...
Uzat elini maziden güzel anneciğim
Bana seni, tekrar geri versinler...
Eski resimler... Eski resimler…
Sanki her an ve her saniye
Gerçeklerden yalanlara yürürler
Büyükler küçükler, abiler kardeşler
El ele tutuşan eşler,
Kara kara bakan bebekler
Solup gitmiş birer hüzün çiçeği gibiler
Dün gönülleri ısıtan sıcacık isimler
Bugün dipsiz zamanların kışına girmiş
Mezar taşlarının üzerinde üşürler...
Eski resimler... Eski resimler…
Kimileri siyah beyaz ölü
Kimileri rengârenk diri gibiler
Gün olur yüreğimin yağını eritir
Gün olur, ruhuma yuvarlanan
Buzdağını terletirler...
Eski resimler... Eski resimler…
Anneler babalar, dedeler nineler
Bir hisar heybetiyle dimdik duran aileler
Sanki dondurulmuş bir ânın içerisinde
Sadece yalanları gerçek olan dünyaya
Sürekli konuk olmuş gibiler...
Eski resimler... Eski resimler…
Masum bakışlarım, çocukluk yıllarım
Beşi yitip giden ilkokul arkadaşlarım
Masal dağının ardından gizli gizli
Baktıkça bana el sallar gibi sanki
Delikanlılığım, mazi ışıltım, mıh gençliğim
Bir kâğıt gibi yırtarken mutluluğumu
Ölür sevincim, dirilir hiçliğim...
Eski resimler... Eski resimler…
Her bakışta hüzün dünyamın göğü gürler
Önce alır beni kıvrım kıvrım bir belirsizlik
Boz bulanık bir sel gibi içine...
Peşinden de ya Çin’e, ya Laçin’e, ya da
Beynimin derinliklerine üşüşen binlerce
Sükût travmalı “Niçin”e sürükler
Eski resimler... Eski resimler…
Ya hiç gözlerimin önüne gelmesinler
Ya da gözlerim onları hiç görmesinler...
Mesut ÖZÜNLÜ
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.