5
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
1609
Okunma

hayalleri tutup da tam kararınca indiren bulutu bekle
gökten inen yağmurla canlanan ölü toprağı bekle
kurumuş damarlara bir gecede yürüyen suyu bekle
gecenin ve gündüzün birbirini izlemesine bekle
güneşin ve ayın evreleri, mevsimlerin dönmesi nasılsa öyle
artık sen beni bekle..
çöl kumlarına güneşten akan cehennem sıcağını bekle
hüzünle mimlenen sonbaharın turuncuya dönüşmesini bekle
şehirleri yakan minarelerin yanan kandillerini bekle
ışığı sönmeyen meşalenin antik yangınlarını bekle
suya aksi düşmüş düşlerden sonsuzluğa çınlayan sesler nasılsa öyle
artık sen beni bekle
sonsuz nefesli ümitleri yumuşacık parçalayan filizleri bekle
yeni renklenmiş çiçeklerden alev alev tutuşan yaprakları bekle
kanatlardan serpilen serinliğin ağaçlara defalarca vurmuşluğunu bekle
dirhemle dirhem , milim milim yüreklere sürgün nazarları bekle
dokunulan desende ateşler, şafak sökümlerini nasıl yakarsa öyle
artık sen beni bekle
gecelere tutsak sessiz ihtilallerin abidelere dönüşmesini bekle
sersefil şehirlerde hasretin kalbi acıyla deldiği geceleri bekle
bir damla kanın damarları ters yüz ederek defalarca geri geldiği zamanları bekle
kızgın taşlara serpilen suyun kaynadığı anları ,çatlayan kılcalları bekle
depremlerden sonra ırmaklar eski yataklarına nasıl dönerlerse öyle
artık sen beni bekle
eli kanatan ayna kırıklarının göz kırpan yıldızlarını bekle
hıçkırıkları delip geçen çığlıkların savurduğu alev gürzünü bekle
mahfilleri parçalanan suskunluğun biçare gönüllerde demlendiği mekanları bekle
güneşin hararetine tahammül edemeyen çölün takatten kesildiği öğle vakitlerini bekle
gökyüzüyle cilveleşen dolunayın çeperinde oynaşan şulelerin coşkusunu bekle
yıldızların üçer beşer vuslata yol buldukları hicret yolculuğu nasılsa öyle
artık sen beni bekle
kabuğu çatlayan tohumun dal budak saldığı geçkin baharları bekle
dal uçlarında tomurcuklanan aşkın hasretini ,renklerini ,şekillerini bekle
en güzel kıvamla yoğrulmuş ufukların altında uzanmış yatan deryaları bekle
titrek bir neyin gönüllere dokunduğunu içlere sızdığı ölümsüz dirilişleri bekle
duyulan kutlu sesin kalbe nurla yazıldığı muştu mevsimleri nasılsa öyle
artık sen beni bekle
aya ,buluta ,toprağa , gölgeye dokunan rüzgar buselerini bekle
üstüne güneş vurmuş başakların aşkla yeşeren tanelerini bekle
hayalde olmayan çeşit çeşit hallerin yok olurken titreyip durmalarını bekle
sinelerde kuruyan sevdaların sırılsıklam ahirini bekle
var gibi olan bir dünyanın hayal üzere görülen akislerini bekle
işgale uğramış cennet köşelerinde yağmalanmış gülistanı bekle
denizlere yansıyan sırların ant içmiş yakamozları nasılsa öyle
artık sen beni bekle
yangın iniltisine kızıl lehçesiyle kan kardeş olmuş alev dumanlarını bekle
çehresi asuman, göz rengi deniz ,tenin içtiği yaz yağmurlarını bekle
yusufun gömleğinden koku almış züleyhanın dinmeyen heyecanını bekle
öldürülen düşmanın sinede gizli ondan daha beter hasmı nasılsa öyle
artık sen beni bekle
bütün alemi bir ejderhanın, bir lokma edip yuttuğu kıyamı bekle
boynu bükük bir dervişin gönül semasında açılan dergahı bekle
yüz çevrilen yüzlerce yönde ışıktan nurdan görülen cemali bekle
cehennemin yedi ateşini, sekiz kat göklerde cennetin hülyasını bekle
rüya olan dünya da uyuyanlara rüyalar sunan o vakitleri bekle
mekanlardan azade rıza gösterip, bela sözünün son sınavı nasılsa öyle
artık sen beni bekle
redfe