3
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1025
Okunma

Hani birlikte gidip misafiri olduğumuz
Kolonlar yok mu üzerine ismimizi
Kazıdığımız sevda sözcükleriyle dolup
Taşan o kolonlar hatırladın mı şimdi
Onlar bile yastalar çelik çomak
Bilir misin oynaya bilseler keşke
Beş katlı kırmızı renkli misafir girişi
İstemeyen apartmanın kolonlarıydı
Onlar görünümü güzeldi taşıdığı dertler
Yetmiyormuş gibi bir de bizim
Buluşmamıza şahit oluyorlardı sesleri
Romantizim tadında sandalyeler ıssız
Yer deydi
Evet kolonlar yokluğumuza hasret şimdi
Gözyaşlarıma ağlıyorlar çürüyorlar
En sağlam zeminde sel tufan da
Görmüyorlar kolonlar ağlıyor yazılan
Her sözcükte her mısrada duvardaki
Kalem de kolonlar ağlıyor dile
Gelebilseler güzelliğin dillere destan
Beton parçalar sanat eseri gibi
Kibirle bana bakıyor yokluğumuz
Alışmayı tadıyorlar hakkımız var mı
Cansız da olsa zulüm yaşatmaya
Hakkımız yok kolonlar ağlıyor kolonlar
Gülmüyor geçen sabah yine ziyarete
Gittim o ıssız yerin dibine evet yoksun
Şimdi yerinde yeller esiyor
Ne yapayım durup durup ağladım
Yokluğun bu kadar ağır mı yoksun işte
Yoksa ben mi varlığında sürünüyorum
Tek bildiğim kolonlar ağlıyor senin
Yokluğunda kolonlar dile geliyor her
Dokunuşun da kolonlar dile geliyor
Her susuşunda kolonlar (ahhh)kolonlar
Kolonlar ağlıyor gece gündüz demeden
Benim gibi ayrı gibi sevda gibi diyarı
Olmayan kuru toprak gibi kolonlar ağlıyor
İbrahim KANDAMAR
20.01.2007
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.