13
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
2818
Okunma

E)-DEVRİYE
Devriyyeler işledikleri konulara göre ikiye ayrılırlar: Bunlardan kavs-i nüzûl’ü anlatanlara "Arşiyye", kavs-i urûc’u anlatanlara ise "Ferşiyye" denir. Arşiyyelerde mutlak varlıktan ayrılıp dünyaya (âlem-i süflî) gelinceye kadar geçen macera, Ferşiyyelerde ise, dünyadan tekrar yüce âleme doğru yapılan seyahat anlatılır.
Devriyeler; koşma, destan, nefes, ilahi biçiminde yazılabilir. Türk şairleri içinde en güzel devriyyeler; Şîrî, Niyazî-i Mısrî, Sun’ullah Gaybî, Abdülahad Nûrî ve Üsküdarlı Haşim Baba gibi yaşadığımız çağın Bektaşîlerinin teşkil ettiği bir grup şair tarafından yazılmıştır.
E)-DEVRİYE
1- (arşiyye)
Yunus Emre’den bir devriye örneği
Ey kardeşler ey yaranlar sorun bana kanda idim
Divanlar dinler isen deyiverem ezelî vatanda idim
Evvel dilimdeki budur Tanrı bir rasûl Hak’dürür
Anı böyle bilmez iken bir acep gümanda idim
Kaalû belâ dinilmeden tertip düzen eylenmeden
Hak’tan ayru değil idim ol ulu divanda idim
Eyyub ile derde esir inledim ben çektim ceza
Belkıs ile hem taht üzre mühr-i Süleyman’da idim
Yunus ile balık beni çekti demeye yuttu beni
Zekerriyya ile kaçtım Nuh ile tufanda idim
ismail’e çaldım bıçak bıçak bana kâr etmedi
Hak beni azad eyledi koç ile kurbanda idim
Yusuf ile bir kuyuda yatdım bile çektim ceza
Yakub ile çok ağladım bulunca efganda idim
İsa ile Musa ile sürdüm çıktım Tür dağına
İbrahim ile Mekke’ye bünyad bırakanda idim
Mi’raç gicesi Ahmed’in döndürdüm arşda na’linin
Üveys ile öründüm taç Mansur’la urganda idim
Ali ile saldım kılıç Ömer ile adi eyledim
On sekiz yıl Kaf dağında Hamza’yla meydanda idim
Yunus senin âşık canın ezelî âşıklar ile
0l Allah’ın dergâhında cevlân-ü seyranda idim
Yunus EMRE
…………………………………………….
KİMBİLİR
Katre idim Ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kimbilir
Devre edip alemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kimbilir
Bulut olup ağdığımı bilirim
Boran ile yağdığımı bilirim
Alt anadan doğduğumu bilirim
Kaç ebeden kaç soruldum kimbilir.
Kaç kez gani oldum kaç kere fakir
Kaç kez altın oldum kaç kere bakir
Bilmem ki kaç katip ismimi okur
Kaç defterde kaç dürüldüm kimbilir
Bazı nebat oldum toprakta sürdüm
Bilmem kaç atanın sulbünde durdum
Kaç defa cenneti alaya girdim
Cehenneme kaç sürüldüm kimbilir
Kaç kez alet oldum elde bakıldım
Semadan kaç kere indim çekildim
Balcık olup kerpiç kerpiç döküldüm
Kaç bozuldum kaç kuruldum kimbilir
Dünyayı dolaştım hep kara batak
Görmedim bir karar bilmedim durak
Üstümü kaç örtü bu kara toprak
Kaç serildim kaç dirildim kimbilir
Gufrani’yim tarikatım bos değil
İyi bil ki kara bağrım tas değil
Felek ile hiç hatırım hoş değil
Kaç barıştım kaç darıldım kimbilir
(Gufrani)
Bu da Aşık Lüzumsuz’dan bir devriye örneği
NEDENİ BUYMUŞ
Neler gördüm neler, bir deyim hele
Mevlâ’m şu göklere yedi kat koymuş
Neler var katlarda, bilseniz hele
İnsan da derece, nedeni buymuş
Sonsuz bir güzellik, ârş-ı alâ da
Duymuştum bunları, gal-u balâ da
Ukba da gör hele, izin salâ da
İlahi nizama, çok güzel uymuş
Ruhlar âlemin de, beklenir sıra
Zamanı gelenler, iner yok kura
Bedende doğmadan, çıkamaz tura
İzinsiz doğum yok, onlar da duymuş
Öyle bir nizam var, koca evrende
İbretliktir her şey, oysa çevrende
Sınavda olduğun bilmez devranda
Mevlâ’m güzelliği, semaya yaymış
Manevi duyguyla, dolmak gerekir
Niçin yaratıldık, bilmek gerekir
Dostunsa yüzüne, gülmek gerekir
Tebessümü Allâh, sevaptan saymış
Ayrılması gerek, maddeyle, mana
Bu yüzden gerek var, sağlam imana
Gece bakıyorken, şu asumana
Sanırsın sadece, bir yıldız kaymış
Lüzumsuz, secdeden, kalkmasın başın
Sebebi var mutlak, gördüğün düşün
Allah için olsun, gözde ki yaşın
İnsan bedeninin, fazlası suymuş
Sadık DAĞDEVİREN
Aşık LÜZUMSUZ
5.0
100% (26)