6
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
1206
Okunma
üşüyor musun sen de
ey sevgili.
karanlığın ışık bilmez
yerlerinde..
(...)
yerimizden kalkıp
sözümü alıp
özümüzü
ve közümü
gidiyoruz...
duyuyor musun?
içimizde
eridikçe çoğalan
bir sen/
avuç içlerine sığan
gölge mi dersin
iki yakasına yapışan
yakandan tutup.
otur!
otur...
karşıma...
gözümü senden
yüzümü senden
alıp gidiyoruz.
sola bak...
-ak...
hangi mevsime kuş sesleri
böyle dağılır.
çatırdayan
tavan gürültülerine
sağanak
eksik susmalar bırakıp
dilersen
yıldırımlar bile serpip
göğüne
gidebilirim.
bilirim, sen benimle hep!
hep...
kim?
biz...
biz kim?
diye diye...
susup beklediğin
gölgelerin bıraktıkları
taşları avucunda sıkıp sıkıp
toprağa önce
ve yağmur damlasıyla suya...
ama...
en çok sana yakıştı
tüm yutkunmalarım.
değmiş
meğer sesimin teline!
boğazımda
sesimi yırtan zılgıt gibi taşıdım seni
seni cennetimin duvalarlarına
örerken.
sırtta bir tutam saç.
akılda dil bilgisi eksik dize
yürekte kırık bir düş
midemde altın eriten asit
kaburgalarımda büyüyen bir ağaç gibi
dalındayım yaşamın
kuş gibi.
-sana/
uçup bir gün
çözerim dilimdeki
düğümü...
(...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.