64
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
3713
Okunma


ön bahçesinde sevdamın
koskoca dünya cam bir fanus
dur duraksız akvaryumdu okyanus
soluk soluğaydı gökkuşağı...
işte birden ne olduysa
ecelsiz çekildim kumsala
karaya vurmuşçasına balinalar
başımda bir zakkum çiçeği
tenimi akdeniz yalar...
inci avcısı kesilirdim
doğudan batıya gerdanında ay’ın
bir gümüş tepside dansederken balıklar,
gözlerim kamaşır, ağarmadan tan
göğsünde denizin gül rengi dağlar
poseidon’un zıpkınında kan...
depremlerle uyanırdım her sabah
yaşanmaz değil, böylesine de
tuz çiçekleri açar, sevi denizinde yosunlar...
sevdayla gezilmiştir her liman
ivintim yok artık, kalmadı gidecek yerim
kumsalında köhnemiş bir sandal
nasıl severse denizi, seni öyle severim...
özlemin güzel; büyük dağlar kadar
bir daha çekmemeli kimse denize beni
öyle yakın ki bana sular;
dinleyin dalgaların göğsümde sesini!
...
iç çekerek ağlıyor pembe hülyalar
gül denize düştükçe
seviye boyanıyor dalgalar
sularla öpüşürken kumsal
başımda bir zakkum çiçeği
tenimi akdeniz yalar...
...
bülbül öter gül dalında
gönlüme bir ay doğar
ay suları, özlemin ise beni boğar...
ateşimi sen verdin, suyumu senden isterim
değil yalnızca kendini;
yandıkça aydınlatır güneş evreni
sönmesin ateşin, yan tenim kadar!...
Şaban AKTAŞ
21.10. 2001
(*)Yayınlanmıştır / Aykırısanat
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.