2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
699
Okunma
’martıdır’ dedim.
damdan düşer gibi düşerken düşlerimden
şu gecenin bir yarısı,
olsa olsa,
’türküsü vurulmuş bir martıdır’.
yani, yalnızlığın iç cebinde unutulmuş
çığırtkan bir kuş
yüzümden galata semalarına havalanırken
gözlerim olsa olsa,
karaköy’de bir meyhane de,
’yüksek rakımlı kederlerle içilen bir kadeh rakıdır’.
yani, duvarların ve duvarların içinde
yaşlı yüzüyle bir ihtiyarın, gençlik düşlerinde
suskulara tünemiş bir çift serçe ürkekliğinde
gözleri düğümlenmiş bir esirin,
titrek dizlerinde
dilimin kenarında kalan yitik bir türkü de,
fotoğrafının o en ırak,
yüzünün o en uğrak yerinde,
yani şu vuruşup duran göğsümde
yani şu anne şefkatiyle başını okşadığım yara...
olsa olsa,
’göğünü yitirmiş bir martıdır’
5.0
100% (3)