Aynalı Kahve’de çayın dumanı yükselirken,
Ben senin gözlerindeki o saklı gurbeti sökerdim.
Şehrin üstüne sinmişti fıstık ağaçlarının kokusu,
Bir fırtına koptu içimde; ne ayrılıktı bu, ne tam vuslat,
Taş konakların gölgesinde tutuklu kaldı adımız.
...
Devamını oku »
Dini kavramlar sözlüğü diyanet
Ramis amca kadar mesut kimse var mı idi şu dünyada en sevdiği dostuna kızına gelin diye vermişti torunlar tombalaklar efe efe çocuklar gıpta edilmezmi şimdi o düğün günü çaylar bedava diyerek bedava dağıtmıştı Ahmet abi dayanışma selamı yaygınlaştırma ne güzeldi Ramis amca düğün günü bir oltu taşının üstüne esma harflerini işleyerek oğul En güzel isimler Allah’ındır. O halde, O’na en güzel isimlerle dua ed diyerek seni beni bizi Esmaül Hüsna korusun diyerek ona koleksiyonun baş tacı bir baba yadigarı tesbih hediye etti baba mirası için harıl harıl kavga edip baba mirasını sattığımız günlerde Mehmet bu yadigarı baş ucunda sakladı Ramis Efendi ve dostu Ferhat Amca tophaneye çıktılar burası Osman Gazi ile Orhan Gazinin edebi istirahat yeriydi Onlar Allah yolunda savaşan gazi ismi ile anılan savaşçılar Türkün unutulmaz kurucu atalarıydı elinde artık hurma dalından bir baston vardı Ramis amcanın Azizim Bursa, 1317 de Osman Bey tarafından kuşatılmış, 6 Nisan 1326'da Orhan Bey tarafından fethedildi fetihimiz mübarek olsun gazilerimiz peygamberimizin övgüsünü almıştır diyen Ramis amcanın kalbi tekledi bastonu kırıldı Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü mükâfat tastamam verilecektir
...
Devamını oku »
Çölün Ateşi ve Şarapnel Parçası
Osmanlı'nın son döneminde, ücra köylerden dualarla uğurlanan neferlerden biriydi Rasim Hayal. Yemen'in kayalık ve kavurucu arazilerinde, sömürgeye ve yokluğa karşı direnen halkın yükü Mehmetçik'in omuzlarındaydı. Çatışmanın en şiddetli anlarından birinde düşen bir şarapnel parçası, Rasim Hayal,in sol kolunu hedef aldı. Kanlar içinde kalan yiğit nefer, ağır bir yara almış, canı yanmış ve bedeni sarsılmıştı. Normal şartlarda bir insanın kendi canını kurtarmaktan başka bir şey düşünemeyeceği o dehşet anında, Rasim Hayal'in insanlık ve sadakat duygusu yarasından çok daha ağır bastı.
...
Devamını oku »
Fırat der ki berekettir toprağın,
Nurdağı'nda eser serin yaprağın.
Oğuzeli alın teri durağın,
Emekle büyürsün ey Gaziantep.
...
Devamını oku »
Duygularım benden bağımsız kafa sallıyor.
Getir şu lanet olası viskiyi!!!
Ne duruyorsun akbaba gibi!!
Yoksa bu kerih kokudan sonsuza dek kurtulamayacağım..
...
Devamını oku »
Soğuğu bıçak, ayazı neşter bir çarşambaydı...
Çocuk ateşlenmişti,
Sanki tüm Ankara o gece Gazi acile gelmişti...
Kapı Önünde küçük bir meydan,
...
Devamını oku »
Sevgili Hayat,
Bana çok şey verdin…
çoğunu da elimden aldın.
...
Devamını oku »
Ana baba, abla, ben aynı evde,
İnsan sesi duyardım yan evlerde,
Derken arkadaşlar oldu mahallede,
Oyunlar oynardık ben çocuk iken.
...
Devamını oku »
(kendi kaleminden sadece kısa bir kesit)
Ben Gazi Şahin’im. 1968’de Malatya’da doğdum. Doğanın cennet dediği bu yerde bana cehennem yaşatıldı. Daha sekiz-dokuz yaşındayken bir düğünde kaybolan altınların hırsızı ilan edildim. Altının ne olduğunu bile bilmeyen bir çocuktum. Karakol bekçisi'nin kulağımı mengene gibi bükerek “Eşşeoğlu eşşek, altınları ne yaptın?” diye sürüklerken, arkamdan bir kızın “Altınları bulduk!” diye bağırmasıyla kurtulmuştum. O gün ruhumda kelebek etkisi başladı. Toplumun önyargısı, Alevi çocuğuna yapılan ayrımcılık, ilk isyanımı doğurdu.
Kısa süre sonra parasını çaldıran bir kansız dan bir tokat daha yedim. “Parayı sen aldın!” diye bağıran adamın şiddetiyle savruldum. İyi ki Kıvrem o an yetişti de beni korudu. 11 yaşımda ise bir kansızın tacizine uğradım. O yarayı ömür boyu taşıdım, kimseye söyleyemedim. Annemden yediğim dayaklar, ailedeki duygusal kopukluk, Hepsi üst üste geldi. Ortaokul ikinci sınıfta “Alevi piçlerine iyi bakın” sözünü duyunca okulu bıraktım. Artık kahvehanelerde, lokantalarda garsonluk yaparak hayata tutunuyordum.
...
Devamını oku »