6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2804
Okunma

Yaklaşık 30-35 yıl öncesine kadar, benim yaşadığım coğrafyada (İç Anadolu Bölgesi) kışın bölünmesini kutlamak amacıyla oynanan bir oyundan bahsetmek istiyorum sizlere.
Kış bölündüğünde (Ocak ayının ortalarında) kasabamızda yaşayan gençler veya çocuklar gruplar oluşturur, bir kişiye köse kıyafeti giydirilir ve arkasında 8-10 çocukla beraber ev ev dolaşılırdı. Evin kapısı çalındıktan sonra köse kıyafetindeki genç veya çocuk salonun ortasına yatar, arkasından gelen çocuklar hep bir ağızdan “Kösem Bayıldı” diye bağırırlar, ev sahibi de köseyi yerinden kaldırıp para veya değerli bir hediye vermeden göndermezdi.
Köse olan çocuğun üstüne bir çoban kepeneği giydirilir, eline bir sopa verilir, yüzüne de beyaz bir sakal takılarak yaşlı, bilge bir kişi imajı verilmeye çalışılırdı. Kapı kapı tüm kasaba dolaşıldıktan sonra, toplanan para ve hediyelerle birlikte her grup kendi mahallesinin köy odasına gider, toplanan ganimetleri kendi aralarında pay ederlerdi.
Eğlence burada bitmez, köy odasında bulunan büyük soba yakılır, sabaha kadar pişmaniye çekilir, yiyecekler yenir ve değişik çalgı aletleri çalınarak eğlenilirdi.
Bu tür gelenekler artık çok çok eskilerde kaldı maalesef. O zamanlar kimse kimseyi yabancı görmez, bu tür görenekler sanki bizden önceki nesillerden bir emanetmiş gibi yaşatılmaya çalışılırdı.
Oysa bugün, aynı apartman dairesinde oturan kişiler bile birbirlerine selam vermekten imtina eder hale geldiler. Dün bizi biz yapan, toplumu ayakta tutan değerlerimiz arasında yukarıda belirttiğim gelenek ve göreneklerin de önemi çok büyüktü.