3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
827
Okunma
Bizde Garip Akımı ile başlayan, Avrupa’da Dadaizm olarak bilinen edebiyat anlayışına! Slam Poetry diye bir (edebiyat) akımını da katarak düşünmeye başlayalım.
Üçünün de ortak özelliği, herkesin söyleyecek sözünün olduğudur. Herhangi bir düşünce şeklini kabul etmeden içinden geldiği gibi edebiyat yapabilmektir.
Eğer interneti sahne olarak düşünürsek, Dadaizm’in yeniden canlandığını düşünebilir miyiz?
Adına “şair-yarışı” denen ve kökenini Dadaizmden alan bu akımın (slam poetry) üzerine kurulmuş yaşam şeklini incelemeli belki de.
Ve bu en iyi şekilde internette sunulmakta…
O dönemlerde arayış halinde olan Türk şiirine, Garip akımı yoluyla yeni bir şeymiş gibi sokulmuş ve öylece kalmış dadaizm. Slam poetry ile uyanmıştır.
Seksenlerin ortalarında Amerika’da, Smith diye biri, aynen Tzara gibi yönteme başvurur. Ve ilgi görür. Slam poetry ilkelerini dadaizmden alır, sadece ortam ve süreç değişiktir. Böyle bir akıma olan ilgiyi medya (kitle iletişim araçları) değerlendirmek ister ve 90’ların ortalarında çok tanınmış müzik kanalları vs. yoluyla gündeme taşımaya başlar orada da tutunur. Şu an yapılan yarışmaları falan düşünürsek boyutlarını görebilmekteyiz. İnsanlar, bu yapılanlar sanat ise bende yaparım demeye başladığı süreçtir bu. Haberleri şiir sandığımız veya hava durumunu şiir gibi okudugumuz süreçtir.
Gelelim internete, buluş olarak tekerleğin bulunuşundan sonra en büyük buluş olmasına rağmen çok yeni olduğu için öneminin farkında değiliz. Şimdilik sadece kullanıyoruz…
Bu şiirse, bende yazarım hem daha iyisini diye düşünen insanlar da kullanıyor interneti. Sahne, seyirci, ilgi hepsi mevcut…
Tüm dünya arayışa çıkmışken, biz elimizdekileri değerlendiriyoruz ne güzel. Ya olmasaydı elimizde „garip“ akımı ne yapardık! Nasıl her bir kişiden iki şair çıkarırdık…?
Dadaizm üzerine çok da yazmak istemiyorum ama tarihe sadece kurucusunun ve akımın izini bıraktığı bilinir. 1920’ler de Dadacılığı tanıtma amaçlı toplantıların birinde Tzara şiirlerini okur (sonradan bu şiirlere, şapkadan çıkmış sözler, tombaladan çıkmış dizeler adı verilmiştir). Ardından bir gazeteyi eline alır zil ve eldeğirmeni gıcırtısı eşliğinde şiir gibi okur. Yuhalandıktan sonra dinleyicilere dönerek; “evet biliyorum anlamadınız ama bizde anlamıyoruz henüz ne yaptığımızı” demiştir. Zaten bu akımın ömrü çok kısa sürmüştür.
Kavram olarak „Slam Poetry“ Marc Kelly Smith tarafından 1986 yılında
Amerika’da ortaya atılan, başka türlü edebiyat olarak sunulan bir tür şov. Seyirciden, seyirciye sesli olarak sunulan edebiyat. 5-10 tane okuyucu sahnede kendi yazdıkları eserleri, seyircilere sunar. 3-5 dakika içinde okunmalıdır yazılar. Yazılan şeylerin herhangi bir ölçeği yoktur, içinden geldiği gibidir. Güncel sorunlardan, cinselliğe kadar herşey yazılabilir. Önemli olan seyirciyi etkilemektir. Edebiyat anlayışını Dadaizmden almıştır. Yoğun ve şiddetli anlatı olarak çevirilebilir Türkçeye. Ama başlangıcından bu tarafa asla ve asla cinselliğin dışına çıkamadığından, bacakarası edebiyatı diye de çevrilebilir Türkçeye. Asıl Türkçesi: şair-yarışıdır...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.