Bu günlerde ortalarda, ‘TSK, terör örgütü ile mücadelesini artan oranlarda ki müdahalelerle sürdürerek örgütün Cemaat üstündeki baskısını hafifletmek/yok etmek niyetindedir,’ diye bir dedikodu dolanmaktadır. Terör Örgütü ve Cemaat… Birinin kaybetmesi, diğerinin kazanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisi için bir yarar sağlamayacak iki grup. Bunlardan biri etnik ayrılıkçılıkla toprak talebi olan bir terör örgütüdür, diğeri de ülkede rejim değişikliği talebi olan bir örgüttür. TSK ise, düşmana karşı ülkeyi korumak ve kollamakla görevli bir kurumdur. Dedikodunun aslı varsa yazık, çok yazık
Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ekonominin e sinden anlamam...Tıpkı resmin r sinden heykelin h sinden anlamadığım gibi..Benim için ekonomi cebimdeki paranın ay sonuna kadar yetip yetmeyeceğidir. Heykel: Side Müzesinde gördüğüm ve bayıldığım minik Afrodit heykeli, resim de Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa terbiyecisi portresinden ibarettir. Ama Atatürk ve ilkeleri deyince işte o konuyu iyi bilirim... Her neyse oraya da fazla dalmayacağım. Keşke her kes Atatürk ilkelerini senin yazdığın gibi algılasa ama daha önemlisi böyle algılatsa.
Sakın üzerine alınma...Sözüm asla sana değil... Lakin ne zaman birileri ( Özellikle de bizim yaşlarımıza yakın olanlar ) Atatürk ve Atatürkçülükten bahsetse aklıma hep o şarkı geliyor '' Daha önceleri neredeydiniz? ''
Gazetede adı lazım değil, köşe yazarının biri, "Atatürkçülük dogmatik bir ideolojidir..." gibi laflar etmiş; canım ona sıkıldı. Oysa dogmatik olanın Sosyalizm ve Liberalizm olduğunu, Kemalizmin onlardan da işine gelenleri alarak AKILCILIK-BİLİM e dayanan yapısıyla çok daha ileri taşınabileceğini belirterek burada yazdıklarımı da ekleyerek e-mail çektim zata...Sonra bu yazıyı da ona yazdıklarımı yazayım diyerek yazdım işte... Öyle, deneme türünde ufak tefek notlarımı paylaşmak istedim, hoş görünüzle...SAYGIYLA
Takdire şayan yazınız, finans sektöründe çalışan birisi olarak bayağı bir farklı geldi...Tespitlerinizin tamamına imzamı atarım...Ustaca yazılmış yazıya ve ustasına selamlarımla
Yazınızı beğeni ile okudum. Daha açık ve sade nasıl anlatılır ki. Kemalizm'i öğrenmek ve anlamak isteyenler okusunlar.
İktisat okumuş biri olarak para'nın bir değişim aracı olduğunu ifade edebilirim. İktisatta sermaye denilince akla, üretimde kullanılan araçlar gelir. Piyasadaki para miktarı, eldeki mal ve hizmetlerin toplam değeri kadar ise herşey değerinde el değiştirir. Bir zamanlar zenginlik eldeki altın ile ölçülür ve para ,eldeki altın karşılığı kadar basılırmış. Para basma ile zenginlik olmaz.. Sizin de ifade ettiğiniz gibi zaman zaman para basma gücünü elinde bulunduran devletler karşılıksız para basarak ya da paranın içindeki değerli madeni azaltarak sahtekarlık yapmaktadırlar. Para değerinin böyle azaltılması (ekonominin bozulması) başta Roma İmparatorluğu olmak üzere birçok devletin yıkılmasının sebebi olmuştur.
Yazınız sebebiyle sizi kutlar, saygılarımı sunarım.
TEŞEKKÜR EDETRİM HOCAM...Ben sadece para üretilmesinin kısıtlamalarla olması yerine üretimle eş değer tutulmasının çöküntüye değil, kalkınmaya neden olacağını arz etmek istedim. Siz de zaten "Piyasadaki para miktarı, eldeki mal ve hizmetlerin toplam değeri kadar ise herşey değerinde el değiştirir," diyerek benzer şeyi ifade ettiniz. Farkındayım... Ne var ki, bunun ANTİEMPERYALİST politikalarla gerçekleştirilebilecek olmasından bahsetmeye çalıştım, naçizane... SAYGILAR
İktisat tahsili yapmış bir kardeşiniz olarak, ekonomiyle ilgili görüşlerinizin, ekonomi biliminin gerçekleri olduğunu biliyorum hocam. Karşılıksız para basımı konusu, tıpkı söylediğiniz gibi ekonomik çöküntülere neden olur. Ne var ki bu emperyalist sistemin bilimidir... Benim düşünceme göre, tıpkı karşılıksız para basımıyla olduğu gibi, döviz, altın, değerli kağıt gibi karşılıklarla emisyon yaratılması da yanlıştır. Bugün, kapitalizmin çok ileri derecede merkezileşmiş bir biçimini yaşıyoruz. Bu dönemde takım tekelleri (oligopoller) (yani dünyadaki yaklaşık 50 sermaye grubu ve onların çevresindeki 1000 kadar grup) tüm sistemin stratejik noktalarını kontrol ediyor ve temel meselelerde kararları veriyor. Finansal sistemi rezervci,liğe yönlendirip düzensizleştirilmesine ihtiyaç duyan ve bunu talep eden de zaten bu oligopollerdir. Piyasa Ekonomisi, hayali bir sistemin teorisidir. Gerçek Kapitalist Sistemde bu teori çalıştırılamaz. İktidarlar, felaketin sorumluluğunu bankalara ve mali kurumlara yüklemeye çalışmaktadırlar. Ancak, malileşme aslında tümüyle oligopollerin işine yaramıştır ve karlılıklarının %40’ı sadece mali işlemlerden kaynaklanmıştır. Ve bu oligopoller aynı zamanda reel üretim ekonomisinin hakim sektörlerini ve mali kurumları denetim altında tutmaktadır. Mali oligopollerin hakimiyeti ekonomiyi bir sermaye birikimi krizine mahkum etmekte, bu da hem talep krizi (tüketim azlığı) hem de verimlilik krizine neden olmaktadır. Artık oligopollerin hizmetinde olan mevcut güçlerin (üçlü ülke hükümetleri ABD, AB ve Japonya) aynı malileşme sisteminin çizgiye sokulmasından başka projeleri yoktur. Bu sistemin dışına çıkmaya izin verilmeyeceği açıktır, gene de güçlü bir iktidar ve halk bilinçlenmesiyle kısır döngü kırılabilir ve para, rezervlerle kısıtlanmak yerine, üretim araçlarıyla eşdeğerli üretilebilir... Tarım sorunu gelecekte üçüncü dünya ülkelerinde her zamankinden daha fazla önem kazanacaktır. Halkçı ve ulusalcı bir kalkınma modeli, üçüncü dünya ülkeleri için tek seçenektir. Toplumun demokratikleşmesine ve sosyal ilerlemeye bağlı ulusal ve halkçı alternatif, emekçi sınıfları bütünleştirici bir kalkınma perspektifini de içine almalı ve bir kırsal kalkınma stratejisiyle de tüm köylülerin toprağa erişimlerinin garanti edilmesi üzerine şekillenmelidir.
Evet… Mazlum milletlerin sosyalist olsun, kapitalist olsun emperyalist ülkelere karşı verdikleri mücadeleden doğan bu sistem Kemalizmdir… Kemalist Ekonomi Modeli, bilinen bir sistem olarak ortada durmaktadır ve her ekonomik modelden yararlanarak kurulan bir “KARMA EKONOMİ MODELİ” olup, halkçı, devletçi, tam bağımsızlıkçı, insan merkezli değerlerle çözüm üretmektedir. >Kemalist Ekonomik Model, antiemperyalisttir… SAYGIYLA
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.