5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
451
Okunma
Meraklısı bilir, bilenler hatırlar, bilmeyenler belki merak eder. Bir kez de ben yazsam kıyamet kopmaz ya!
Beyaz gül masumiyetin, kırmızı gül aşkın, sarı gül duyguların-sıcaklığın, sarı lâle ise umutsuz aşkların temsilcileridir. Ve konuşur çiçekler bitkiler...
Adaçayı, ’İyi aileyiz.’ mesajı verirken margaritler, ’Bolluk ve bereketin göstergesiyim.’ der.
Şarkılara konu olur, dile gelir çiçekler. Mavi menekşe, ’Sana sadık kalacağım.’ derken mor menekşe, ’Düşüncelerimi zaptettin.’ der.
Buna karşılık hercai menekşe ise, ’Beynimi işgal ediyorsun ama ben bu durumdan şikayetçi değilim.’ der garip bir mutlulukla....
Çiçeklere bu anlamları kim yüklemiş, neden konuşturmuş bilinmez ama çok da iyi etmemiş mi sizce?
Siyah karanfil, taziye ve boykot amaçlı kullanılsa da orada eylemde bile bir kibarlık yok mudur? Çiçekle boykot, kırıp dökmeden!
Lâle adı bile aklımı başımdan alıp beni mazinin derinliklerinde yolculuğa çıkarmaya yeter de artar bile.
Lisedeki yıllarıma, Lâle Devrine giderim zaman tünelinde, ’Gel gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’ e.’
Leylak, hanımeli, papatya ve gül bahçemizde her zaman bulabildiğim çiçeklerdi. Gelincikler ise seyirlik, onlar koparıldığı an ölüyor. Tıpkı kelebekler gibi....
En özel çiçek olarak, ’Orkide’ anılmış. Bunu tercih eden kadının ise gösterişe düşkün, bir o kadar da zevkli olduğu varsayılmış.
Yurdum erkeği çiçek almayı sevmiyor. (Özellikle de eşine.) Hatta, ’Ne yapacaksın çiçeği yenmez içilmez’ tarzında inciler döktürebiliyor...
Çiçekler barışmak için de kullanılıyor ama barışmaya gönlü olmayan kadının çiçekleri adamın suratına fırlattığını görmek de mümkün.
Barışmıyorsan barışma, çiçeklere neden kötü davranıyorsun!..
Çiçek sevmeyen kadın olduğuna inanmıyorum.
Çiçek beklemek yerine, çiçeğimizi alıp kendimizi şımartabiliriz ama sorunlu bir insansak ve kavga etmeyi amaç edinmişsek,
’Neden bana çiçek almıyorsun yoksa beni sevmiyor musun!’ tarzında sudan bahaneler bulup amaca uygun olarak kavga çıkarabiliriz...
Bir kardelen var ki, işte o çiçeklerin sultanı.
Ona imrenmemek mümkün değil. İnsana adeta hayat dersi veriyor ve imkansızı temsil ediyor.
İmkansızın, ’İmkansız’ olmadığını.
Karda kışta kıyamette, en zor şartlar altında bile inatla ayakta kalmayı başarıyor.
Gerçekten akıllara zarar bir çiçek.
Zaman zaman, ’Kardelen kadar olamıyoruz.’ dedirtiyor.
Konu çiçekler olunca insanın içini bir güzellik kaplasa da şehitlerimizi ve onların acılı ailelerini unutmak mümkün değil.
Şehit olan gençlerimiz de, ailelerinin sevdiklerinin çiçekleriydi.
Koklamaya doyamadıkları, kıyamadıkları...
Ve o gencecik insanlarımızı şehit eden hainler eğer bir çiçeği tanısalar koklasalardı tetik çekebilir miydi elleri...
Bir çiçek bile neler neler anlatırken bizlere ne umutlar vaat ederken bir insan neler yapamaz ki...
Onlar şehitlerimiz henüz yirmisinde hainlerce soldurulan koparılan dalından ( Hayattan)
Aileleri ise birer papatya. Papatyalarım yasta. Yaprakları düşüyor tek tek. Fal bakar gibi değil...
Acı...Gözyaşı...Hüzün...Acı...Gözyaşı...Hüzün...Lanet olsun!…
Asıl papatyalar şehit analarıdır…
(Arşivden)