13
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1368
Okunma

Zeynep Hanım, işten gelince küçük torunu Selin, kapıda karşıladı. Daha babaannesinin oturmasına fırsat vermeden karşısına geçip;
“Babaanne, sen bana bir söz vermiştin hatırladın mı?”
“………..”
“Hani, ben hastayken, annem sana telefon etmişti… Selin, ilaçlarını içmiyor demişti ya, işte o zaman bana bir söz vermiştin… Hatırladın mı?”
“Ne demiştim ki Selin?”
Selin, iki elini birden babaannesine doğru uzatıp, avuçlarını yukarı gelecek şekilde açtı ve büyük bir anlaşma yapmış da anlaşmayı bozan tarafı ikna etme çabasına girmiş gibiydi. Ellerini aşağı yukarı sallaya sallaya;
“Demiştin ki; ilaçlarını iç, çabuk iyileş. Sonra annen seni bize gezmeye getirecek. Ben de seni Kipa’ya götüreceğim. Ben Kipa’ya gitmek istiyorum babaanneeee!”
“Ha, evet hatırladım Selin. Annen seni hazırlayıncaya kadar ben iki dakika soluklanayım. Sonra gideriz olur mu kızım? Hem sen Kipa da ne yapacaksın bakalım?”
“Oyuncaklara pineceğim babaanneee!”
“Tamam tamam. Hadi hazırlanın da gidelim.”
Zeynep Hanım, torunu ve geliniyle birlikte, on dakika sonra Kipa’daydı. Küçük torunu Selin, o oyuncak senin, bu oyuncak benim demiş ve neyi gördü ise binmeye çalışmıştı. Zeynep Hanım, sabırla Selin’i izliyor, içi geçerek oyuncaklara bakıyordu. Küçük küçük evlerin içine giren torunu, balon yığınlarıyla oynuyordu. Minik minik arabalara binip sürmeye çalıştıkça Zeynep Hanım, bir kenardan izliyordu ve “Ne olurdu sanki şu oyuncakları biraz daha büyük yapsaydınız? Minnacık evlere ben nasıl gireyim? Hele şu balon yığını… Ne olurdu sanki ben de oynasaydım? Hatta birkaçını yanlışlıkla da olsa patlatıp stresimi atsaydım.” Diyordu içinden.
Bir süre izledi. Baktı ki tek oyuncakla bile oynayamıyacak, oynamanın çarelerini düşünmeye başladı. Aklına ne geldiyse hemen torununa; “Selin, hadi kızım parka gidelim. Ben seni salıncaklara bindireceğim.” Dedi. Selin, minik evin içinden çıkıp babaannesine doğru koştu.
“Hadi gidelim babaanne. Beni çok salla olur mu?”
“Tamam kızım. Elbette sallayacağım” dedi ve hızla parka doğru yürüdü Zeynep Hanım. Parka gelince, doğruca salıncaklara yöneldi. Baktı ki iki salıncağın ikisi de boş, hemen birine oturup zincirlerine sıkıca tutundu. Selin, babaannesine baktı. Sonra boş salıncağa…
“Beni kim sallayacak babaanne?” diye bağırdı ama babaannesi bindiği salıncaktan inmediği gibi, Selin’i sallamak için de bir çaba göstermiyordu. Selin’i, annesi, boş kalan salıncağa oturttu. Yan gözle kayınvalidesine baktı. Yüzüne muzip bir tebessüm takınıp;
“Selin, bizim köyde bir adet vardır kızım; kızları sandalyeye oturturlar, ayakları yere değiyorsa evlendirirler. Senin babaannen, ne zaman sandalyeye otursa ayaklarını altına alıyor. Demek ki hiç büyümemiş)” dedi.
Zeynep Hanım, salıncağın zincirine daha sıkı tutunup, ayaklarını ileriye doğru uzattı.
“Hiç büyümedim gelin; büyümek de istemiyorum. Beni sallar mısın?”
03.08.2011/ Emine UYSAL