4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1538
Okunma
‘Kadınlar günü’ için birçok yazı yazıldı ve birçok mesaj aldım.
Benim ‘kadınlar günüm’ niye kutlana ki!
Yazılara eyvallah!
Ama benim özelime gelen mesajlara doğrusu anlam veremedim.
Bunlardan elbette site yöneticilerimizden Sevgili asran’ı ayrı tutmak gerek; nazik bir yönetici olarak görevini yapmıştır.
Bu nezaket beni etkilemiş olmalı ki ben de bu konuda iki satır bir şeyler yazma çabasına düştüm; ya da bu konuda yazanların tayfasına karışmak istedim.
Öyle sevmem, on üç yaşında altmışlık erkeğe satılmış kız çocuğunun hikâyesini yazarak salya sümükle edebiyat yapmayı!
Zamanında ve şimdi bile düz ve doğru olarak feodalizmi, uşaklarını, çıkarcılarını eleştiren; eleştirmekle kalmayıp açıkça küfredenlerden biri olduğumu bilenler bilir.
Yani birey değildir benim derdim, sistemdir!
Falancayı samanlıkta basmışlar… Bana ne, falancayı samanlığa mahkûm eden zihniyeti eleştiririm ben!
Ya da on beşindeki kızın memelerini goncaya benzeten sapık şairlerin yetiştiği toplumun değerlerinin içine etmektir benim işim.
Kadınlar günü varsa, adam gibi adam olan erkeklerin de günü olmalı!
Sevdasını yüreğinde gizleyen, sevdiğinin gölgesini sezdirmeden izleyen erkekler günü!
Kadınına bir lokma ekmek getirmek için yiğitçe emeğini satan erkekler günü!
Sevgilisinin bir damla gözyaşı yere düşmesin diye avuçlarını açan erkekler günü!
Sevdasını yüreğine gömen ve her gün ölen ‘erkekler günü’ olmamalı mı yani!
Yanındaki kadınına yan gözle bakana küfürlü gözleriyle bakarak, yetmezse iki yumruk çakarak dik duran erkeklerin günü yok mu?
Onurunu sevdiğine emanet eden yürekli ve dürüst erkeklerin değil günü, kutlanacak bir saati nasıl olmaz!
Bir dakika bile mi yok yiğitçe sevenlere ve sevdasına değer verenlere!
Hiç değilse bir saniye olsun sizleri sevmiş olan erkekleri anın kadınlar!
Bizim sapkın ve soytarılarla işimiz yok!
Dediğim, er kişiler içindir.
Yılda bir kez olsun saatlerinizden bir saniye ayırın; kutlama falan istemez, yeter ki bir an düşünün!
Ö.N