7
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1134
Okunma

Es deli rüzgar; Katlime ferman, derdime derman olacaksan es...
Küskün çiçeğini saran sessizliği,ruhumun yetim susuşlarını, sabır taşımı yerinden alıp göğe kadar fırlatacaksan es...
Benim sevdam yaz değil, bahar değil bir kara kış.
Benim sevdam zeynebin kaneviçesinde nakış, benim sevdam bir uzun bakış...
Boynuzlu sefiller tarlasından geçiyorum. Kaktüsleri kendilerine çiçek yapmış yalakalar, acıtmıyor deyip , yas tutuyorlar geceleri. Geceleri, yollarıma kaktüs ekiyorlar. Hoş yardan gelen ne varsa başım gözüm üstünede, bunlar yar/in yanından geçmemişler...
Ruhumun en mahrem yerlerine vicdanım komşudur benim. En mahremime giriyorlar, vicdanıma tükürüyorlar. Kargayı güvercin niyetine bana sunuyorlar. Zehri şerbet deyip içmek benim dilsiz yüreğimin, şüphe etmeyen cariyelerinden sadece bir tanesi. Beni saraydan, mekandan münezzeh kılıyorlar. Avuçlarıma kan döküyorlar, nasıl yüzüme sürerim?
Kerametimidir sevginin, yada kehanetimidir; kırk günlük yola sırtını verince, kırk adım sonraki kırk kişilik köyden,kırkı yara yara geçince bulduğun sevgilinin. Ruhuma istilasının düşlerinin, gözlerini bir daha göremeyeceğimi bildiği. Katmer katmer O nu sürmüşler üstüme, birde utanmadan nereye kayboldun diyorlar. Beni benden ettinler.
Hal böyleyken ben geldim nasıl derim?
Örselenip kırılmamış bir katre hissim kalmışmıdır?
Gözde fer, tende can, canda canan beklermi sanıyorum?
Şirret;
Seni unutt diye haykıran, canlı casız ne varsa, ay ışığı dalga kıran, aşkı yerden yere vuran!!!
Nefret;
Kara tiren , güneşi saran, yari yardan ayıran bir kaç gram yalancı altın...
Gurbet; Sevgili.
Sevgili; giden.
Gİtmek; Ölüm.
Ölmek; senin gittiğini bilmek demektir.
Sevmek; Öldüğünde de kalabilmektir...