13
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1332
Okunma
SİYASET KAZANI
1970’li yılların sonları, Türkiye’nin buhranlı yıllarıydı. Siyaset kazanı müthiş fokurduyordu. Toplumun her kesimi siyasal kamplaşmaya katılmıştı. Kamplaşma silahlı çatışmalara dönüşmüştü. Yasal örgüt ve anayasal kurumlarda bile nifak ile kutuplaşmalar başlamıştı. Her ama her yer parsellenmişti. Milliyetçi-Devrimci (faşist-Komünist ) kavgaları günde en az on can alıyordu. Can ve mal güvenliği kimsenin tam değildi, hatta hiç yoktu.
Keçiören, Çift asfalt durağında sağ gurubun hâkim olduğu bir mahallede oturuyorduk. Fakat caddeyi karşıya geçip sol’un hâkim olduğu bölgeden yine sol’un hâkim olduğu liseye gidiyordum. Olaylara karışmamıştım ama sağ görüşe yakındım. Her iki guruptan da lider konumda kişileri tanıdığım için dayak yemeden durumu idare ediyordum. Bu kötü gidişat herkesi üzüyor ve umutsuzluğa sevk ediyordu. Vatan elden gidiyor his ve fikri ile sürekli karamsar geziyordum. Gezerken de devamlı korku, hangi sokaktayım? Buraya kim hâkim? Önüm kesilirse ne yapmalıyım? Nasıl dikkat çekmem?
Okulda da sürekli sol’un baskı ve propagandalarına katlanmak vardı. Olaylara çekilmek isteniyor, direnirsen sağcı damgası yiyor iyice bunaltılıyordun. Nice arkadaşlarımız okul binasının içinde ya da bahçesinde dövüldü. Sadece öğrenciler değil öğretmenler ve polisler bile bölünmüştü. Sol örgütlere militan toplatan hocalarımız vardı. Sol gurubun okul sorumlusu öğrenci arkadaşımızdan aldıkları listelere göre not alır sınıf geçerdik ya da kalırdık. Sağın hâkim olduğu okullarda da tabii ki tersi olurdu. Asıl felaket sayıca denk olan okullarda idi.
İki tarafın da amacı kutsal yol ve yöntemleri farklıydı sadece. Bir de yeni yeni Maocu, Apocu ve Akıncılar türemeye başlamıştı. Yağ’dan tüp’e kadar her şey karaborsa olmuştu ve solcu tarım kooperatiflerinin eline geçmişti. Keyfe keder dağıtılıyordu.
“ Ne devrimciyim, nede Türkeşçi. Ekmek partisindenim evladım.” Diyen de yiyordu dayağı; “ Ben anlamıyorum” diyen de. Sıkıyönetim vardı 60 ilde ama fayda etmiyordu. Bir Cumhurbaşkanını altı ayda, 30 turda seçemeyen Meclis İhtilal’e davetiye çıkarıyordu.
Bir gün, ders çalışmak için Tepebaşı’nın dere mahallesine gittim. Buraya sol gurup hâkimdi. Arkadaşımın evinden akşam karartısı ile evime dönüyordum.
Biraz tenha bir kestirmeden geçerken korkmaya başlamıştım. Az ilerde iki kişi tabancayı bir paçavra ile siliyorlardı. Tanımıyordum. Fark edildiğim için de geri dönemez ya da kaçamazdım. Can ucuzdu. Kaçana silah boşaltılırdı. Hangi gurup olduğunu doğru tahmin etmeliydim. Kimseden yana değilim demek yeterli olmuyordu. İnanmaları gerekiyordu. Ölümle burun buruna gelmiştim yine.
Tabancalı genç silahlı eli ile gel diye işaret ettiğinde eceline giden bir insan olarak ayaklarımı sürüye sürüye isteksizce ilerledim. Yıldırım hızı ile ihtimalleri hesaplıyordum. Ne düşündüğüm ya da sevdiğim için beni öldürmeye ne hakları vardı? Devletten beni korumak için para alan güvenlik güçleri neredeydi? Vatandaşını hiçbir tehlikeden koruyamayan devlet nasıl bir devletti?
- Dur lan! Faşist misin komünist?
- Çift asfalt’ta oturuyorum.
- Sana ne sordum? Aptal mısın?
- Çok okuyorum. Her iki taraftan da arkadaşlarım var. Ama halen bir fikir edinemedim. Vatanımı seviyorum. Onun için ölürüm de. Ama bir taraftan da ezilen sömürülen insanlar da var. Keşke ikisini de kucaklayan bir taraf olsaydı.
- Sıksana şu ite. Aklınca bizi otarıyor.
- Dedim ya iki taraftan da arkadaşlarım var vallahi. İsterseniz Fethi’ye sorun. Beni sever. Zararsız olduğumu bilir o.
- Tepebaşı Devrimcilerinin başı Bücür Fethi’mi?
- Evet.
- Bizdensin o zaman.
- Ben Muzoyu da tanırım. Zararsız olduğumu o da bilir. Faşistlerin lideri Muzo mu?
- Sırık Muzaffer.
- Faşist Muzaffer.
- Özür dilerim. Henüz net bir fikrim yok. Araştırıyorum. Sizin tavsiye ettiğiniz kitaplar olursa faydalanabileceğim, söyleyin ismini hemen alıp okuyayım. Önerilerinize açığım.
- Sıksana şu ite. Halen cinlik yapıyor. Yer miyiz lan biz bunları. Bal gibi de faşosun.
- Fethiye götürün beni.
- Gerek yok. Faşo değilsen, Muzaffer’e ana avrat bir küfret bağıra bağıra inanalım.
- Ben hayatımda hiç küfür etmedim ki.
- Demek ki edemeden öleceksin, çok yazık.
- Lütfen, ne olur Fethinin yanına gidelim.
- Ver tabancayı, ben sıkacağım ite!
- Sen bizden olsan, arkadaşımı da bu kadar delirtmeden Faşo Muzoya candan küfrederdin. Kelimeyi şahadet getir.
- Vallahi faşist değilim. Devrimci de değilim. Muzo ya da Fethi burada olsa ikisine de küfür ederdim. Muzaffer’e küfür etmeyeceğim. Sıkarsan sık lan!
Yüzde elli ihtimale kumar oynamıştım. Adamların amacı üzüm yemek olsa beni bırakırdılar. Onlar bağcıyı dövmek istiyordu. Solcu olmadıklarına son cümleleri beni ikna etmişti ama emin olmak mümkün değildi. Kala kalmıştılar. Ya sıkacaklar ya da git diyecektiler.
Yan taraftaki çalılıktan “ Aslanım benim. Arkadaş dediğin böyle olur işte” diyen tanıdık bir ses ve sesin sahibi bana doğru hareketlendi karartıda. Az sonra Muzaffer’i Tanıdım.
- Ben senin yerinde olsam babama bile küfrederdim.
- Senin ağzına s….. Tövbe tövbe. Bana ecel terleri döktürdün. Bu piçler de yeni mi?
- Piç deme be abiy, Muzaffer abiy emretti. Özür dileriz.
- Üfffff. Amma koktu. Sen git götünün bokunu temizle evde.
- Siktir lan.
- Oğlum, bir de Fethi keser yolunu.
- O böyle boktan şaka yapmaz.
- Amma yedin
- Son kelimede anladım ama emin olamıyor insan.
- Ne anladın ki?
- Fethi Allah’a inanmıyor ki adama kelimeyi şahadet getirtsin be salaklar.
- Duyun da öğrenin. Bir dahakinde ne yapmıyorsunuz?
Bizim gençliğimiz böyle korku, yokluk, sosyal ve psikolojik baskılar altında geçmişti. İmkânlarımızda çok sınırlıydı huzurumuz da. Huzur ve güvenliğin ne kadar önemli olduğunu yeni nesil bizim kadar idrak edemez.
Silahla taranan kahvehane ve okullar, topluluklar, servisler. Kaçırılan, dövülen, öldürülenler. Yüzde elli şansa sahip olmak bile bazen mükemmel bir durumdu.
Biz insanların hayvandan ayrıldığı nokta düşünmesiydi. Bir de konuşurduk. Ne olurdu hep güzel olanı düşünsek ve tatlı tatlı konuşsaydık?
O zaman Milliyetçi idim. Özal ile daha liberalist oldum. Milletimi de halkımı da seviyorum, atalarıma, emeğe ve hürriyete saygılıyım.
Yaklaşın kulağınıza bir şey diyeceğim. Duyarlarsa döverler. Daha yaklaşın.
- Ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.