30
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1670
Okunma


O gün evi nasıl temizlediğini bilemedi. Beş dakika bile dinlenmemişti ama yorgun hissetmiyordu kendini. Önünde açılacak yeni pencerenin onun ve çocukların hayatında nasıl değişikliler yapacağını düşünmüştü çalışırken. Ve bir gün önce başına gelen olayı da tamamen silip atmıştı sanki kafasından. Yalnızca tek bir düşünce kalmıştı. O evde o kadar gürültüye rağmen neden evin hanımın uyanmayıp ona yardım etmediğiydi
Ve Ayşe birkaç ay sonra o kadının neden müdahale etmediğini, edemediğini öğrenecekti.
Ayşe Çok mutlu görünüyordu. Mutluluğu yüzüne yansıyor, gözlerinin içi parlıyordu. Her gün işe mutluluk içinde gidip, sanki hiç iş yapmamış gibi yine mutlu bir şekilde evine geliyor, evdeki işlerini yapıp, yatağına uzandığında eline kızının kitaplarından birini alıyor ve okuyordu. Özellikle de yakın tarihi anlatan, Devrim Tarihi çok fazla dikkatini çekiyor, kitabı okurken içinde kayboluyordu.
ATATÜRK’ÜN kim olduğunu, Devrimlerini, ilkelerini, yaptığı savaşları az çok öğretmişti öğretmeni ama kitabı okudukça, her şeyi unuttuğunu ve yanlış anımsadığını anlıyordu. Özellikle kadınlara verilen hakları okudukça neden bunları bilmediğine ve neden kadınların bilmesine izin verilmediğini düşünüyordu. Daha Cumhuriyet kurulduktan birkaç yıl sonra kadınlara çok haklar tanınmasına rağmen neden şimdi kadınların bu kadar geri kaldıklarını anlamıyordu ya da anlayamıyordu.
Ayşe’nin her günü iş ve ev arasında geçiyordu. Başına gelen olayı unutmuş, kendini kitaplara vermişti. Günlerden Salı idi ve o gün gideceği evin hanımı il dışında olacağından evde olmayacağı için, Ayşe işe gitmeyecek evde kalacaktı. Çocuklarını hazırlayıp okula yolcu ettikten sonra, küçük oğlu ile biraz keyif yapmak için oğlunun yanına uzandı. Onu öptü kokladı, kollarının arasına alıp, içine sokarcasına sıktı.
“İyi ki varsınız ve iyi ki sizi doğurmuşum. Benim hayatımın en büyük anlamı sizlersiniz”
Diye yüksek sesle düşündü. Oğlu da ona sarılmış, o masmavi gözleri ile annesinin yüzüne bakıyor, arada kalkıp annesinin yanaklarını öpüyordu.
“Bu gün seninle tembellik yapalım, hiç kalkmayalım. Yemeğimiz var. Abin ile ablan öğlen geldiğinde yiyebilecekleri kadar, akşama da bir şeyler yaparız değil mi yavrum”
Başını yastığa koydu. Oğlunun başını kolunun üstüne aldı ve gözlerini kapadı. Ne kadar zaman geçti bilmiyordu, kapının sesi ile kendine geldi. Çocuğunu uyandırmadan usulca yatağından kalkıp doğru kapıya gitti. Saate baktığında henüz sabahın dokuz otuzuydu.
“Kim o”
“Benim kızım, Hayriye ablan, aç kapıyı”
“Geldim Hayriye abla”
Kapıyı açtığında, Hayriye hanımın yüzüne baktı. Bir telaş okunuyordu ela gözlerinde”
“Hayırdır abla, Bir şey yok değil mi? Oğlum ile bu gün tembellik yapalım dedik, Uzanmıştım, uyuyakalmışım”
“Bize kadar gelir misin kızım”
“Çocuk uyuyor, onu uyandırayım, geliyorum. Kötü bir şey yok değil mi?
“Yok yok, Uyandır çocuğu gel, Ben geçiyorum eve”
Ayşe, Hayriye hanımın yüzünden bir şeylerin olduğunu sezinlemiş ama bir an korkusundan daha fazla soru soramamıştı. Oğlunu uyandırdı, üstünü giyindirip, Hayriye hanımların kapısını çaldı. Hayriye hanımın özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan kızı Yasemin açmıştı”
“Yasemin, sende mi evdesin bugün”
“Evet abla, işe gittim ama hemen geri döndüm, Annem çağırdı”
Salondan muhtarın sesi de geliyordu.
“Muhtar abide evde. Tanrım, bir şey olmuş” diye geçirdi içinden. Yasemin, Ayşe’nin oğlunun elinden tutup mutfağa geçirdi Çocuk zaten alışkındı mutfağa ve her zamanki yerine oturdu, hala gözlerini ovuşturuyordu. Ayşe’de salona geçti. Odada Hayriye Hanım, muhtar bey, muhtarın kız kardeşi, kız kardeşinin kocası ve yüzü hiç yabancı gelmeyen bir kadın gördü.
“Günaydın”
Odadakiler koro halinde hep birlikte “ Günaydın” diye cevap verdi. Ayşe hala ayakta bekliyor, yüzünü bir yerlerde gördüğü kadına bakıyordu. Bir anda tanıdı kadını. Ama bir şey söylemedi.
Muhtar,
“ Gel bakalım kızım, otur şöyle, senle konuşacaklarımız var”
“Tamam muhtar abi
“Bu kadını tanıdın mı”?
“Evet tanıdım, temizliğe gittiğim evlerden birinin hanımı. Ama çok değişmiş bir an tanıyamayacaktım. Yüzü solgun. Birkaç ayda sanki on kilo vermiş”
“Neden bizden sakladın o evde olanları”
“Ne olmuş ki, ben anlamadım muhtar abi”
“Bu hanımefendi kendi evinde olan olayı anlattı bize. Sen neden sakladın o evdeki adamın sana tacizde bulunduğunu”
Ayşe kıpkırmızı kızarmıştı. Ne söyleyeceğini bilemez durumda başını öne eğmiş, titremekten ellerini nereye koyacağını şaşırmış bir şekilde oturuyordu koltuğun üstünde
“Ben Hayriye ablama anlattım Muhtar abi”
“AA evet ona anlatmışsın. Sana kızgın olduğum kadar, Hayriye’ye de kızgınım. Böyle bir olay nasıl saklanır Ayşe”
“Ben korktum muhtar abi. Burada bir sürü bayan temizliğe gidiyor. Onların zan altında kalmasını istemedim. Onun için anlatmadım. Ama dayanamayıp aynı gün Hayriye ablaya her şeyi anlattım.
“Söyledim ya bey, Dövmeye gidecektim o aşağılık yaratığı ama kızım izin vermedi diye”
“Biliyorum Hayriye. Hadi, Ayşe korktu söylemedi, sen neden sakladın? Bunlar gibi adamlar toplumda yaşamaya devam ettiği sürece siz rahat edebilecek misiniz? Bunlar cezalarını bulmalılar ne şartla olursa olsun. Yoksa Kadın, özellikle de çalışan kadın hep tacize ve tecavüze uğrayacak. Bunları seninle, çocuklarla defalarca konuştuk. Ona rağmen sen Ayşe’ye anlatmamasını söylemişsin. Ben boşuna mı konuştum bunca zaman”
“Tamam, hata yaptım. Özür dilerim. Ama ne yalan söyleyeyim adamın tehditlerini duyunca, Ayşe hiçbir şeyi kanıtlayamaz ve ona zarar gelir diye korktuğum için anlatma dedim”
“Yanlış yaptın Hayriye Hanım yanlış yaptın”
Devam Edecek
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.