11
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1448
Okunma

"ONUR" Ne kadar güzel ve ne kadar anlamlı bir kelime. bu duygu girdimi insan denen canlının yüreğine değme ötesine. " onursuzca sürünmektense, onurumla ölmeyi isterim" demiş atalarımız.
Balıkçı, deniz kenarına inmiş ve oltası ile balık tutuyor, her akşam eve bir kova balık ile gidiyor ve ailesini doyuruyormuş. Bu hep böyle devam ediyormuş. Bir gün yanına bir yabancı yaklaşmış. Dili farklı olduğu için anlaşmaları çok güçmüş ama işaretlerle karnının aç olduğunu anlatabilmiş yabancı bizim balıkçıya. Balıkçı tuttuğu balıkların bir kısmını oracıkta ızgara yapmış ve gelen konuğunu doyurmuş. Kalanını da evine götürmüş. Bir kaç hafta bu böyle devam ediyormuş. Balıkçı balık tutuyor, hazırlıyor yediriyor, konuğu ise yan gelip yatıyormuş.
Bir gün yabancı dilimizde sökmeye başlamış ve balıkçıya" bu güne kadar sen çalıştın ben yattım, artık sana yardım etmenin zamanı geldi. Bana balık tutmasını öğretir misin" demiş. Balıkçı seve seve öğretmiş ve bu defa yabancı balıkları tutuyor, hazırlıyor yediriyor, balıkçı yatıyormuş " oh ne kadar rahatmış, başkası tutuyor ben yiyorum" diyormuş. Aradan günler geçmiş, yabancı oltayı balıkçıya hiç vermemiş. Balıkçı halinden memnun. Bu böyle bir kaç zaman devam etmiş. Ve bir gün yine yabacı balık tutup hazırlamış ve oturmuş yemeye, bizim tembelliğe alışan balıkçımız da yanaşmış mangalın yanına ama yabancı " dur" demiş. " Nereye gidiyorsun? Sen yattın ben çalıştım. Karnını doyurman için bana bir şey vermelisin" . Balıkçının karnı çok aç ve hemen olta takımını yabacıya vermiş ve karnını doyurmuş. Ertesi günü yine aynı durum devam ediyormuş bu defa yabancı" karnını doyurman için bir şey vermelisin" ve bu defa kurak dediği ekip biçmediği toprağını vermiş karnını doyurmak üzere. Bizimki hala çalışmayı düşünmüyormuş. ve elinde avucunda ne varsa karnını doyurabilmek için veriyormuş CONİ’YE ( Pardon yabancının adı CONİ imiş). Sonunda üstündeki elbiselerine kadar her şeyini vermiş don atlet ile kalmış. Artık verecek bir şeyi olmadığı için de aç geziyormuş. CONİ onu doyurmuyormuş. Balık tutmak istemiş olta yok, tarla sürmek istemiş, tarla yok, suyu içmek istemiş, ama suyun olduğu pınar CONİ’NİN arazisinde.
CONİ bizim balıkçıya " gördün mü" demiş. " ben senden balık nasıl tutulur, tarla nasıl sürülür, bahçe nasıl yapılır, su nasıl kesilir v.s hepsini öğrendim. Sen bana bilgi verirken tembelliğin yüzünden senin olan her şey benim oldu. Yani anlayacağın boğazını doyurmak için elindekileri satarken kendi topraklarında yabancı olacağını hiç düşünmedin"
Tabi balıkçı çok dövünmüş ama iş işten geçmiş bir kere. Geri dönüşü de yokmuş artık. TIPKI BUGÜN BİZİM ÜLKEMİZDE, KENDİ TOPRAKLARIMIZDA YABANCI OLMAMIZ VE HER KARIŞ TOPRAĞIMIZI KENDİ ELİMİZLE VERİP, SESSİZCE KENARDAN İZLEDİĞİMİZ GİBİ.
Kıssadan hisse çıkartmak bize göre olmalı değil mi?
ATATÜRK çocukları uyumayın uyanın. Yarın çok daha geç olacaktır inanın. Haydi, silkelenin, neler oluyor, nereye gidiyoruz, biz kimiz diye sorgulayın. Yarın, elinizde bir avuç toprağınız, kimliğiniz, bayrağınız, onurunuz ve özgürlüğünüz kalmadığını anladığınızda zaten sona gelmişsinizdir, unutmayın.
Saygılar
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.