Mutlu olmak istiyorsan, kendini başkalarıyla karşılaştırma. james f. cooper
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45)

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR

Yorum

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR

14

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

5663

Okunma

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR

Yakın bir akrabamın düğünü için, uzun zamandır gidemediğim memleketime gitmiştim. İşten bir gün izin aldım. Bir günde pazar tatilim, iki gün içinde düğünden önce elimden geldiği kadar akraba ziyareti yapmaya çalışacaktım.

Düğün evine geldiğimde öğlen olmuştu. Düğün sahibi beni kapıda karşıladı. Elimdeki küçük valizimi alıp yukarı kendisi taşırken ben de arkasından yukarı çıktım. Bana yatacağım odayı gösterip valizimi koydu. Ben düğün için gümüş bir çay tepsisi getirmiştim. Evlenen kuzenimin kızıydı. Küçükte olsa eline alınca beni hatırlayacak bir hediye olsun istemiştim. Valizimden çıkarıp kuzenime verdim.

_’Hoş geldin Emine.’ Yemekler hazırlandı. Hadi aşağıya inelim de, önce karnını bi doyur.’

Birlikte aşağı inip hazırlanan sofraya oturdum. Uzaktan yakından gelen akrabalarımı bu sofrada görme imkanım oldu ama; iki amcam yoktu. İzin isteyip amcalarımı da görmek için ev halkıyla şimdilik vedalaşıp, diğer akrabalarımı da düğün başlamadan ziyaret etmek istediğimi söyledim. Orada bulunan küçük yengem:

_’Hadi önce bizden başlayalım; amcan evde, seni görünce çok sevinecek.’

Nasılsa birinden başlamalıyım; bu kişi neden yengem olmasın?
Yengem önde ben arkada, köyün taşlı yollarında başladık yürümeye. Önümüzde büyük bir kaz sürüsü bizi görünce hepsi birden kanatlarını açarak uçar gibi koşmaya başladılar. Toprak olan yollar, kazların kanat çırpmasıyla toz duman oldu.

Amcamın evi köyün girişinde, tarlanın içine yapılmış, her yönden muhteşem görünen bir villaydı. Bahçede her türlü meyve ağaçları, aralarında rengarenk çiçeklerle Amerikan evleri gibi köyün girişinde sırıtıyordu. Eve geldiğimizde kapının önünde paralel bir çiçeklikte rengarenk laleler açmışlardı.

_Aaa, ne kadar güzel lale bunlar yenge.

_Alman lalesi; Almanya’dan gelirken getirdim soğanlarını.

Bu lafa bozulmuştum. Nasıl Alman lalesi olurmuş? Bal gibi bizim, Türk lalesi Osmanlı zamanında her yer lale bahçeleriyle süslü değ ilmiydi? Hiç mi tarih okumadı bunlar.
Önce laleler yurtdışına kaçırıldı, şimdi biz saklı gizli bavul diplerinde geri getiriyoruz diyerek içimden söylendim. Laleler hafif esen rüzgarın etkisiyle sanki selam verir gibi başlarını hafifçe sallarken ben mermer basamaklarda ilerlemeye başladım bile. Amcam beni görünce çok sevindi.

_’Ooo kimler gelmiş, kimler gelmiş. Hoş geldin bakalım benim vefalı yeğenim. Ara sıra bu düğünlerde olmasa hiç buluşamayacağız.’ Diyerek bana sarıldı.

_’Olur mu hiç amca, ben bulduğum ilk fırsatta sizleri ziyaret ediyorum ama hep biz mi geleceğiz? Sizde pek ala gelebilirsiniz.’

Biraz hoş beş ettikten sonra izin isteyip büyük amcamı da ziyaret etmek istediğimi söyledim.Yengem:
_Ben de seninle geleyim, amcan bu sıralar hasta, ben de ziyaret etmiş olurum.

Birlikte evden çıkıp köyün aşağısına doğru tozlu yollardan yürümeye başladık.
Eve geldiğimizde ben durup küçük gölümüzü biraz seyrettim. Bu gölde ne günlerim geçmişti.
Kışın donan göl, doğal bir buz pisti olur, bütün çocuklar burada kayardı. Amcamın oğluyla ben de kayardım.
Sık sık düşüp bir yerlerimizi kanatmamız, annemi çileden çıkarmıştı.
Bu işe kendince bir çözüm bulmuştu. Babaannemden duyacağı lafa aldırmadan, eski hamur teknesini bize kaymamız için vermişti annem.
Amcamın oğluyla ben, sırayla bu tekneye binerdik. Ben binince o itiyor, o binince ben itiyordum.

Yengem’in tahta kapıya yumruklarıyla vurarak; kimse yok mu? demesi beni daldığım düşüncelerimden sıyırdı. Sesimizi duyan merdivenlere bağlanmış kocaman bir çoban köpeğinden başkası değildi.

Benim amcamı görmeden gitmeye hiç niyetim yoktu. Yavaşça tahta kapıyı ittim. İçerdeki köpek zincire var gücüyle asılıyor, dişlerini bize göstererek havlıyordu. Zincir bir kopsa bizi parçalayacağı kesin, yengem tahta kapıya yapışmış vaziyette hiç kıpırdamadan duruyor, benimde içeri girmemem için uyarılarda bulunuyordu.
Köpek çok fenaymış, kaç kişiyi ısırmış falan, durmadan anlatıyor ama; ben kafama koydum. Amcamı görmeden gitmeyeceğim.

_Karabaş; sen ne kadar güzel bir köpeksin, çok tatlısın, gözlerin ne kadar güzel senin’

deyip köpeğe doğru yaklaşmaya başladım.
Durmadan konuşuyorum. Hiç korku belirtisi göstermeden elimi ona doğru uzattım. Köpek sakinleşti, kuyruğunu sallamaya başladı, ben de onun başını okşayıp taş merdivenleri başladım tırmanmaya, yengem aşağıda kapının arkasında kaldı.
Yukarı çıktığımda
,
_’Kimse yok mu? Ben geldim. ‘

İçerden büyük yengemin sesi geliyordu.

_Sen kimsin?

_Ben Emine!

_Gel kızım gel! Ben içerdeyim; başımı yıkıyorum saçımı ördürecek birini arıyordum zaten, iyi ki geldin.

Kapıyı açıp içeri girdiğimde yengem çok şaşırdı.

_Sen nasıl geldin?

_Nasıl olacak, otobüsle geldim.

_Onu sormuyorum; minnoştan nasıl geçtin? Ben senin sesini duyunca benim kız sandım onun için dışarı çıkmadım.

Amcamın da Emine isminde bir kızı vardı, benden üç yaş küçüktü. Ben Emine deyince Kendi kızı sanması ondandı. Beni görünce çok şaşırdı.
Islak saçlarını eliyle alnında toplayıp rulo gibi bağladı. Yerdeki, başını yıkadığı leğeni kaptığı gibi dışarı bırakıp geldi

Köpeğin adını minnoş koymuşlar, kocaman köpeğe küçücük bir kedi ismi, çok tuhafıma gitti.

_Neden minnoş koydunuz kocam köpeğin ismini’

_Aldığımızda sen onu bir görseydin; boz bir kedi eniğine benziyordu. Çok tatlıydı; onun için minnoş koyduk.

_Hiç büyümeyecek mi sandınız?

_Ne bilelim kızım; minnoş dedik, öyle kaldı.

_Sahi, sen nasıl geldin? Minnoş kimsenin içeri girmesine izin vermez.

Amcam lafı yengemin ağzından aldı.

_Kan çekmiş.

_Amca! Köpek benim akrabam mı ki, kan çeksin. Yengem aşağıda kaldı biriniz onu getirin.

Amcam şişmiş ayağını göstererek:

_Hadi git avrat, gelini sen getir, ben bu ayakla zaten kıpırdayamıyorum, kızım sende nasıl geldin, bi anlatıver çatlatma adamı.

_Nasıl geleyim amca, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır demişler. Karabaşa iki çift tatlı laf edince oda beni merdivenden çıkardı.

Emine Uysal /27/09/2009


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Mehmet ORTA
Mehmet ORTA, @mehmetorta
5.10.2009 23:18:19
bende sivasda üç kangal köpeğiyle yılbaşında karbuzda dostoldum..ama donuyordumn gecenin birinde.....
sahipleri korkar ben okşardım...tabiat dostluğa ihanet etmez baş başayken....insan bile...
inanı şaşırtn kalabalıklardır.......sevgimle
Mahzun Prenses...
Mahzun Prenses..., @mahzunprenses---
1.10.2009 23:54:23
Aslolan anlamak ve de anlaşılmak değil mi ki sevgili dostum.
hatice değer
hatice değer, @haticedeger
28.9.2009 11:02:05
çok güzel yazmışsınız kaleminiz daim olsun.
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
28.9.2009 06:16:39
Sevgili arkadaşlarım yazımı güne layık gördüğünüz için

tepinize çok teşekkür ederim.

Yaşanmıi bir olaydı ve sizlerle paylaşmak istedim.

Hepinize selam ve saygılar...
enderak16_
enderak16_, @enderak16-
27.9.2009 23:57:47
10 puan verdi
tbrkler arkadaşım
onurumsun
onurumsun, @onurumsun
27.9.2009 23:20:28
Bizim de bir köpeğimiz vardı. Adı karabaş. Herkes ondan çok korkardı. Kimseyi evin önünde geçirmediği için dedemler bağlarlarmış. Biz hiç görmeiştik köpeği ama şanını şehirden duyardık. Biz köre gittiğimizde dedem onu hiç dışarı çıkartmaz. bizim rahatlıkla oynamamızı istermi. O nedenle görmemiştik. Bir bayram dedmin haberi olmadan köye gitik. Ben kardeşlerin anne ve babam. Evimizin yan tarafındaki ve geçecek olan başka bir aile daha vardı hemen arkamızda.

Babam " karabaş bu bauram serbest kalmışsın" diyerek ona seslendi. Köpek galid babmın ellerini yalıyor, bacaklarına sürtünüyordu. Biz korkuyorduk ama babam " korkmayın çocuklar bir şey yapmaz. bizim bu aileden olduğumuzu bilir" dedi. Gerçekten de köpek hepimizin yanına gelip öyle masum bakıyorduk ki bacaklarımıza sürtünüyor elimzii uzattığımızda elimizi yalıyordu ve bizi bahçe kapısından içeri gçrdüğümüzde arkamızdaki ailenin üstüne saldırmış onların kapının önünden hgeçmesine izin vermemiş herkez can havliyel kaçmaya başlamıştı ve yine babam ona çağırıp " Karabaş onlar misafir. ayıp etmiyor musun onları yoldan geçirmemkle gel bakalım buraya" diye çağırdığında gelmişti yanına ve o aile geçmişti diğer tarafa.

Tatlı dil mi yoksa amcanızın dediği gibi gerçekten o aileden olduğumuz için mi bilmiyorum ama köpreklerin dünyanın en sadık dost olduğunu biliyorum sevgili dost.

Çok güzeldi paylaşımınız. Sevgiler yüreğinize
Temel Kaptan
Temel Kaptan, @temelkaptan
27.9.2009 20:53:57
Kazlar, göl,tozlu yollar çok güzel bir tasvirle anlatılmış kaleminize sağlık.Bende bir köylü olarak köpeklerle baya zaman geçirdim.Onlar insanların kendilerine karşı nasıl bir duygu ile yaklaştıklarını hissederler.İnsanlar duygularına göre koku salarlarmış:)Sevgi,korku,kin,güven...Ve bir özellkileri daha vardır ki unutmazlar kendilerine gösterilen sevgiyi de , öfkeyi de.
Oysa biz insanlar ne çok şeyleri unutuyoruz bir düşünmek lazım...
sensizim 64
sensizim 64, @sensizim64
27.9.2009 18:10:36
10 puan verdi
çok güzel ya bende kendi çocukluğumu hatırladım doğru bir söz gerçekten tatlı söz yılanı deliginden çıkarırmış .tebrikler.....

halime TUNCAY tarafından 10/8/2009 5:38:04 PM zamanında düzenlenmiştir.
zdmr
zdmr, @zdmr
27.9.2009 14:00:14
çok akıcıbir anı,bende köye gitmiş gibi oldum.tebrikler.
neneh.
neneh., @neneh-
27.9.2009 08:26:06
10 puan verdi
Kutluyorum güzel bir yazı kaleme alınmış.Akıcıydı.Kaleminiz daim olsun efendim.Saygılarımla.
ayhansarıkaya
ayhansarıkaya, @ayhansarikaya
27.9.2009 01:27:43
10 puan verdi
Sayın Onur Bilge tek cümlede özetlemiş herşeyi.Ona katılıyorum...

Yazarını kutlarım.bence günün yazısına aday...
selamlar...
Onur BİLGE
Onur BİLGE, @onurbilge
27.9.2009 01:20:57
4 puan verdi
Hayvan anlıyor, insanlar anlayamıyor. :)

Kutluyorum.
inci7469
inci7469, @inci7469
27.9.2009 00:52:29
Emine hanımcığım,
yazınızı keyifle okudum.bazı yerlerde bende daldım.yüreğiniz elleriniz dert görmesin.nice yazılarınıda buluşmak dileğiyle.kaleminiz daim olsun.sevgiler.saygılar.
lizaliza
lizaliza, @lizaliza
27.9.2009 00:16:32
Ne kadar hoş bir anlatım olmuş. O diyarı ben de gezmiş gibi oldum.

Yüreğinize, kaleminize sağlık. Saygılar..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL