4
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1638
Okunma

Yazıyordum...
Konuların kenarından geçmeye bayılıyordu sanki. Baktığımda, ilgisiz ve duygusuz kalışını hissetmiş gibiydim.
Yine de hatalı olan ben, bütün bunlar da önyargı olmalıydı... Bu kadarcık hatayı, ilgi kopukluğunu, yok saymayı ona yakıştıramıyordum.
Yazıyordum sürekli.
Harfler, bir heykelin ortaya çıkışındaki yontmalar gibi fırlıyordu zihnimden. Kopuyordu. İçimden bir şeylere bulaşıyor, ruhumla karışıyor ve ayna gibi yapışıyordu kağıda.
Her fırsatı ona harcamak, her ânı onunla yaşamak...
Bitimsiz bu heyecanın izdüşümleri, sabahla, akşamla, geceyle gelmekteydi. Adeta benden ırak, sen ile malül,, benden uzak, sen ile yakın,, benden ayrı, sen ile bütündüm.
Yazıyordum yokluğunda... Yokluğuna...
Hep teğet geçmeye alışkındı. Oysa tereddüt, ateş hattında savunmasızlıktı, çıplaklıktı, utanmaktı en büyüğünden!
Dudaklarını ısırmaktı, ellerini yumruk yumruk sıkmaktı, kahretmekti işte, kahretmek!
Yazıyordum varlığına! Var’mış’lığına.
Yazıyordum...
Hayal kırıklığına bir çizik atıyordum. Nefreti bulmaya çalışıyordum: aşkın ikiz kardeşini!
Ki panzehir olsun yarama!
Yazıyordum.
Hiçbir şey olmuyordu...
...
akdenizce.-