Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. montaigne
AYDIN UZKAN.
AYDIN UZKAN.

TEK BAŞINALIK

Yorum

TEK BAŞINALIK

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

57

Okunma

TEK BAŞINALIK

TEK BAŞINALIK



İnsan bazen kalabalığın ortasında bile kendine ayrılmış o sessiz odaya çekilir. Kimsenin kapısını çalmadığı, penceresinden yalnızca geçmişin göründüğü bir oda… Tek başına kalmak, yalnızca etrafta kimsenin olmaması değildir, insanın kendi sesinin, başkalarının seslerini susturacak kadar büyümesidir. O zaman fark edersin ki sessizlik boşluk değildir. İçinde yıllardır söyleyemediğin cümlelerin ağır ağır büyüdüğü bir kuyudur.

Akşamları daha uzun sürer yalnızlığın. Güneş çekilirken şehir, ışıklarını birer birer yakar, sen ise içinde sönmüş bir şeyi seyredersin. Masanın üzerinde soğuyan bir çay, yarım kalmış bir kitap, telefonda cevapsız bir sessizlik… Hepsi senden habersizce hayatına devam eder. İnsan en çok da hiçbir şey olmuyormuş gibi davranan eşyalara kırılır. Çünkü bazı eşyalar, yanıltıcı vehimlerle giden insanların ardından ,daha fazla konuşur.

Bir süre sonra kendi ayak sesine alışıyorsun. Kapıyı açarken kimsenin gelmediğini bilmek, sofraya tek tabak koymak, bir cümleyi söylemeden önce onu içinde defalarca kurmak… Bunlar küçük şeyler gibi görünür. Oysa yalnızlık, insanı büyük acılardan değil, küçük eksikliklerin sürekli tekrarlanmasından yorar.

Birinin “Nasılsın?” diye sormaması değil yalnızca mesele. İnsanın bir zaman sonra bu sorunun kendisine sorulabileceğini unutmasıdır.

Bazı geceler geçmiş, odanın içine usulca girer. Eski bir ses, unutulmuş bir yüz, yarım kalmış bir vedanın gölgesi duvara düşer. Hatırlamak tuhaftır, insan bazen yaşadıklarını değil, yaşayamadıklarını özler. Söylenmemiş sözler, tutulmamış eller, biraz daha kalsaydı değişebilecek hayatlar…

Tek başına kalınca insan kendisinden kaçamıyor. Aynalar çoğalıyor sanki, her biri başka bir yanını gösteriyor. Güçlü sandığın yerinden kırılıyorsun, unuttuğunu sandığın şeyden yeniden kanıyorsun. Başkalarının yanında kolayca sakladığın korkular, yalnızken adını yüksek sesle söylüyor. Belki de yalnızlık bu yüzden acıtır. İnsan, kendisine anlattığı bütün yalanların ortasında hakikatiyle baş başa kalır.

Yine de sabahlar gelir. Perdelerin arasından ince bir ışık sızar ve gece, hiçbir şey olmamış gibi çekilir odadan. Yalnızlık bir anda geçmez, yalnızca biçim değiştirir. Önceleri göğsünde ağır bir taş gibi duran şey, zamanla cebinde taşıdığın küçük bir taşa dönüşür. Hâlâ oradadır, ama artık her adımında seni yere sermiyordur. İnsan bazı acıları iyileştirmez, onlarla yürümeyi öğrenir.

Sonra bir gün, tek başına oturduğun sofrada kendi varlığının da bir kalabalık olduğunu fark edersin. İçinde çocukluğun vardır, eski evlerin kokusu, kaybettiğin insanların sesleri, henüz tanımadığın geleceğin belirsizliği…
İnsan sandığı kadar tek değildir aslında. İçinde koca bir geçmiş taşır. Belki de büyümek, yanında kimse yokken bile kendine eşlik edebilmeyi öğrenmektir.

Ama insan yine de bir ses ister. Omzuna konacak bir el, kapıyı çalacak bir dost, gece yarısı anlamsız bir sebeple gelecek bir mesaj… Çünkü insanın kendine yetmesi güzel bir erdem olabilir, fakat hiçbir kalp sonsuza kadar yankısıyla yaşayamaz. Hepimizin içinde, adını koyamadığımız bir “gel” vardır. Ve bazen bütün gururumuza rağmen, birinin gelip o sessizliği bölmesini bekleriz.

Belki de hayatın en hüzünlü tarafı şudur; Bazı insanlarla aynı gökyüzünün altında yaşarken bile birbirimize ulaşamayız. Aynı yağmuru izler, aynı geceye bakar, bambaşka yalnızlıklarda üşürüz.

Tek başına kalmak, sonunda insanın öğrendiği bir şeydir. Bazı boşluklar doldurulmaz, yalnızca içlerinde yaşamayı öğrenirsin. Ve belki insanın en sessiz zaferi, kimsenin gelmediği bir kapının önünden dönüp kendi evine girebilmesidir. Çünkü bazen hayat, yanında kimse kalmadığında başlar, insan ilk kez o zaman, kendi elini tutmayı öğrenir.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Tek başınalık Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Tek başınalık yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
TEK BAŞINALIK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL