0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
57
Okunma
Bir insandan ayrıldığımızda neden onu unutmamız gerekiyor?
Hayatta dimdik durmak için mi?
Mutluluğu bir başkasında aramak için mi?
Onu unutmak bize daha iyi mi hissettirecek?
Hayır. Çünkü unutmak; insanın kendi geçmişine, ruhuna kattığı o renklere ve yaşadığı gerçekliğe ihanet etmesidir.
Bir insanı gözleri yüzünden mi seversin, yoksa elleri yüzünden mi? Fiziği mi seni çok etkiler, yoksa sözleri mi? Bir insanı sevmek bu kadar kolay mı ki, unutması kolay olsun?
Her insanın hayatına "gerçekten eşim bu" diyebileceği bir kişi girer. Kimi için bu bir ömür sürer, kimi için kısa bir zaman... Ama o kişi diğer herkesten farklıdır. Bir insanı sevdiğinde onunla geçirdiğin süre sana renk katar, seni geliştirir, bakış açını değiştirebilir
Peki, o kişinin diğer insanlardan farkı ne? Güzellik, uyum, iyi vakit geçirmek, ortak hobiler... Bunların hepsi geçici ve ikame edilebilir şeyler. Hayatında pek çok insanla iyi anlaşabilir, kahkahalar atabilir, keyifli anlar paylaşabilirsin. Ama bazıları sadece "hayatından geçer", diğeri ise içine işler.
Onu farklı kılan; en savunmasız, en maskesiz, kendin gibi davrandığın halinle var olabileceğin bir yer olması. Yanındayken kendini başka birine dönüştürmene gerek kalmaması, kelimelere dökemediğin şeylerin bakışlarından ya da davranışlarından anlaşılması... Dünyaya baktığın pencerenin camını değiştirmesi. Sana sadece sevgi değil, hayatın ne kadar özel ve anlamlı olduğunu hissettirebilmesi.
Zaman her şeyi iyileştirir derler ya, yalandır. Zaman sadece o acının keskinliğini alır ama yerine geçmeyen, söküp atamadığın bir derinlik bırakır. Ayrılık, o insanın hayatından gitmesi değil, senin içindeki yerinin sessizleşmesidir sadece. Ama sessizleşmesi, unutulduğu anlamına gelmez.
Belki de bu yüzden unutmak zorunda değiliz; o insanla konuşamadan, dokunamadan, hatta belki gözlerinin içine bakamadan bile sevmeye devam edebiliriz. Çünkü onun varlığıyla hayatımıza kattığı o dönüşüm, o gittiğinde bile bizimle yaşamaya devam eder.
Unutmak istemediğimiz, silmeye kıyamadığımız anlar acıtır canımızı. Ama o acı, yaşanmışlığın gerçekliğidir. Onu unutmaya çalışmak ya da o boşluğu sıradan bir başkasıyla doldurmaya çalışmak, ruhun hafızasına ihanet etmekten başka bir şey değildir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.