0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
250
Okunma
BİRİNCİ BÖLÜM...
Penceredeki hüzün
Gece, şehrin üzerine ağır ağır çökmüştü.
Sokak lambaları titrek bir ışıkla kaldırımları aydınlatıyor, uzaktan geçen arabaların sesleri gecenin sessizliğini kısa süreliğine bölüyordu.
Pencerenin önünde oturan kadın, elindeki çay bardağına bakıyordu.
Çay çoktan soğumuştu.
Ama o farkında bile değildi.
Çünkü insanın içi soğuduğunda, elindeki sıcaklığın ne anlamı kalırdı?
Adı Fatma
Kırk yaşına yaklaşmıştı ama aynaya baktığında yaşını değil, yaşadıklarını görüyordu.
Gözlerinin kenarındaki çizgiler yaşın değil, uykusuz gecelerin iziydi.
Saçlarına düşen aklar, yılların değil, içinde biriktirdiği sözlerin hatırasıydı.
Kimse bilmiyordu onun geceleri neden uyuyamadığını.
Kimse bilmiyordu sabahları neden yüzüne bir gülümseme yerleştirdiğini.
İnsanlar onun güçlü olduğunu sanıyordu.
Oysa Fatma güçlü değildi.
Sadece düşmeye hakkı olmadığını düşünüyordu.
Çünkü bazı kadınlar ağlayamazdı.
Ağlarsa evin duvarları yıkılır sanırlardı.
Çocukları üzülmesin diye susarlardı.
Dostları üzülmesin diye susarlardı.
Sevdikleri gitmesin diye susarlardı.
Ve bir gün…
Kendi seslerini bile unuturlardı.
Fatma da unutmuştu.
Pencerenin dışına baktı.
Yağmur başlamıştı.
Camdan aşağı süzülen damlaları izlerken dudaklarından tek bir cümle döküldü...
İnsan en çok da kendini kaybedince yoruluyor.
Sonra gözlerini kapattı.
Ve yıllar önceye gitti.
İKİNCİ BÖLÜM...
Bir Evde İki Çocukluk
Fatma’nın çocukluğu küçük bir evde geçmişti.
Evleri eskiydi.
Kışın pencerelerinden soğuk girer, yazın çatının altında hava ağırlaşırdı.
Ama evin en güzel tarafı annesiydi.
Annesi, yoksulluğu çocuklarına hissettirmemeye çalışan kadınlardandı.
Sofrada ne varsa bölüştürürdü.
Kendi tabağındaki son lokmayı bile çocuklarına bırakırdı.
Ben tokum,derdi.
Fatma yıllar sonra anlayacaktı…
Annesi hiçbir zaman tok değildi.
Sadece çocuklarının karnı doysun diye açlığını saklıyordu.
Babası ise sessiz bir adamdı.
Çok konuşmazdı.
Ama eve geldiğinde Fatma’nın saçlarını okşardı.
O küçücük el…
Fatma’nın çocukluğundaki en güvenli yerdi.
Bir gün babası ona..
Hayatta ne olursa olsun, kalbini kötüleştirme, demişti.
Fatma o sözün hayatı boyunca peşinden geleceğini bilmiyordu.
Çocukluğu böyle geçti.
Küçük sevinçlerle…
Büyük hayallerle…
Ve yoksulluğun içinde saklanan güzel günlerle.
Sonra büyüdü.
Büyümek denilen şeyin aslında insanın çocukluğunu kaybetmesi olduğunu öğrendi.
Devamı GELECEK ÜÇÜNCÜ
AYGÜL ZADE
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.