Çok kitap okuyana okumuş adam derler. çok televizyon izleyene görmüş adam demezler. lily tomlin
superbaba
superbaba
VİP ÜYE

TATAR KIZI-1

Yorum

TATAR KIZI-1

( 2 kişi )

1

Yorum

2

Beğeni

3,0

Puan

88

Okunma

TATAR KIZI-1

TATAR KIZI-1

Bu öykü yaşanmış bir olay değildir.
Yalnızca yaşanmış olaylardan örnek alınarak hayallerle süslenmiştir.


Birinci Bölüm: Dudu

Halil ve Fatma çiftinin hayatta kalan tek evlatlarıydı Dudu.
Sakin ve ağırbaşlı bir hanım kızdı.

Anapa’dan kopup gelen göçmen kafilesi Giresun sahilindeki karantina bölgesinde bekletilirken, Dudu zaman zaman uzaklara dalıyor, yaşadıkları sıkıntıları Rusya’da geride bıraktıkları günlerle karşılaştırıyordu.

“Hiçbir şey!” diyordu kendi kendine.
“Hiçbir şey burada çekilenler!”

Gözlerinin önüne Anapa’daki kumsal geliyordu.
Denizin kıyısında geçen günler, haftalar, aylar...
Açlık, susuzluk ve hastalık kırıp geçiriyordu insanları.

Çaresiz kalanlar kampın dışındaki Rus askerlerinden yardım istediklerinde aldıkları cevap hep aynıydı:
“Bizi ilgilendirmiyorsunuz. Ne haliniz varsa görün!”
Üstelik bunu söylerken yüzlerinde iğrenme vardı.

Dudu o günlerde iki kardeşini kaybetmişti.
Onları gözlerinin önünde toprağa vermişti.

Şimdi Giresun’da yine deniz kenarında, yine bir kumsalda bekliyorlardı.
Burada da kampın dışında askerler nöbet tutuyordu.
Ama ne kadar farklıydı her şey...

Kampın sıkıntılarını gören Osmanlı askerleri ellerinden geldiğince yardımcı oluyor, karantinanın nedenini göçmenlere anlatmaya çalışıyorlardı.

Bir gün askerlerden biri, etrafında toplanan birkaç kişiye:
“Sabredin kardeşlerim,” dedi. “Sizin de yerleşeceğiniz bu topraklara salgın hastalık getirmek istemiyoruz. Doktorlar buradan çıkmanızda bir sakınca görmezse dışarı çıkmanıza izin verilecektir.”

İçlerinden biri sordu:
“Ama bizim evimiz yok!”
Asker hiç tereddüt etmeden cevap verdi:
“Devletimiz size çadır verecek, yerleşmeniz için toprak gösterecek. Ekip dikeceksiniz, evlerinizi yapacaksınız. Tarlanız ürün verinceye, eviniz tamamlanıncaya kadar devletimizin yardımı sürecek. Siz bizim misafirimizsiniz. Halkımız da size elinden geldiğince yardım edecek.”

Dudu bu sözleri sessizce dinliyordu.
“Misafirimizsiniz...”
Bu kelime içini ısıtmıştı.
Anapa’da kendilerine “Ne haliniz varsa görün” diyenlerle, burada “misafirimizsiniz” diyenler arasındaki farkı düşünüyordu.

Karantina sıkıntılıydı.
Ama bu sıkıntının bir nedeni vardı.
Burada kimse onları istemediği için kapatmamıştı.
Tam tersine...
Onları korumak için bekletiyorlardı.

Dudu bunu düşündükçe Giresun’a karşı içinde tanımlayamadığı bir yakınlık, bir sıcaklık oluşuyordu.

..*

Cuma günü Giresun’un bütün camilerinde karantinadakilere yardım çağrısı yapılıyordu. Ali oğlu Abdullah da köy camisindeki vaazı ilgiyle dinliyordu.

Muhterem cemaat:
Rusya’nın zulmünden kaçan, bizimle aynı dili konuşan din kardeşlerimiz şu an karantinadalar. Her ne kadar devletimiz bunlara yardım ediyorsa da bu yardımın yeterli olmadığı kesindir. Öyleyse bizler ne güne duruyoruz!
Tevbe Suresi 60. ayetinde mealen: “Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihat edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir,” buyurulmaktadır.
İşte Allah’ın sevgisini kazanabilmek için en büyük fırsat ayağımıza kadar gelmiştir.

“Paramızı, mallarımızı harcarsak biz zor duruma düşeriz,” diye düşünmeyelim lütfen. Zira Rabbimiz bazı ayetlerde de (Bakara-261, Rûm-39, Sebe-39 ve Bakara-268) Allah yolunda harcanan malların bereketinin yine Allah tarafından verileceği müjdelemektedir.

Abdullah vaazdan sonra doğruca evinin yolunu tuttu. Evden geniş bir sele alarak tarlaya gitti ve taze sebzelerden topladı. Sonra sepetin bir tarafını da meyvelerle doldurdu. Yanına bir miktar da para alarak göçmen kampının yolunu tuttu…

Kampa vardığında dışarıda nöbet bekleyen askere selam verdi. Asker de onun selamını askerce aldı. Göçmenler de sanki onu bekliyorlarmış gibi o taraf yöneldiler. Elindeki seleyi orada bulunan ve utançtan yüzüne bakamayan bir genç kıza verdi.
“Siz içeride paylaşırsınız artık b… Şu parayı da alın lütfen,” diyerek cebinden çıkardığı parayı da uzattı.
“Bacım” diyecekti ama neden diyemedi, kendisi de bilmiyordu.
Kız parayı alırken kafasını kaldırarak kısa bir süre Abdullah’ın yüzüne baktı.
Allah’ım, onlar nasıl gözlerdi öyle. O ne masum bakıştı.
Abdullah’ın kalbi küt küt atmaya başlamıştı…
Abdullah oradan ayrılıp giderken Dudu’nun da ondan etkilendiğini herkes fark etmişti.
Bir an Abdullah’ın arkasından baktı durdu…

Ertesi gün Abdullah yine göçmen kampına gitti. Orada bekleyen bir kadına vermek yerine biraz bekledi. O sırada Dudu onu görerek yanına geldi. Abdullah yine getirdiklerini ona vermiş, diğer kadın ise önce biraz bozulur gibi olmuşsa da sonra yüzünde hafif bir gülümseme belirmiş, her ikisine de sevgi dolu gözlerle bakmıştı.

Abdullah artık göçmen kampının müdavimi olmuştu. Ailesi bu durumdan rahatsızlık duymaya başlamışlardı.
“Evladım,” diyordu babası, “sen herkese yetişemezsin.”
Abdullah’ın cevabı ise hep aynıydı:
“Bütün rızkımızı veren Allah değil midir? Allah yolunda harcanan malın bereketini de Allah verir.”
Onun bu sözleri zamanla yalnızca ailesinin değil, çevresindeki insanların da kulağına yerleşmişti.

Yine elinde meyve ve sebze selesiyle göçmen kampına gittiğinde küçük bir çocuktan şiddetli bir itirazla karşılaştı.
“Ama sen bize hiçbir şey vermiyorsun, getirdiklerini hep Dudu ablaya veriyorsun!”
Abdullah bu sert ve kararlı söz karşısında seleyi çocuğun önüne koydu ve:
“Buyur ağam, bu defa sana vereyim!”
Çocuğun yanında bulunan orta yaşlarda bir kadın gülerek seleyi alırken:
“Endişe etme evlat, burada alınan her şey zaten paylaşılır!” dedi.
Dudu da biraz ileride gülümseyerek bu sahneyi izliyordu.
Birazdan yine o kadın, sesini biraz alçaltarak Abdullah’ın duyacağı şekilde:
“Sakın vazgeçme delikanlı… Birbirinize çok yakışıyorsunuz,” dedi.
Abdullah utanıp kızararak boynunu büktü.

(sürecek)

Kadir Tozlu
25.08.2026

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

50% (1)

1.0

50% (1)

Tatar kızı-1 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Tatar kızı-1 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
TATAR KIZI-1 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
ÜLKÜ MAVİ MELEK SARIOĞLU
ÜLKÜ MAVİ MELEK SARIOĞLU, @ulku-mavi-melek-sarioglu
25.8.2026 20:33:51
5 puan verdi
Yüreğinize emeğinize sağlık babam akıcı duygu yüklü Süper Baba Kadir Tozlu masalları öyküleri hikayeleri film dizi olmalı bence. Kutlarım süper babam iyilik sağlık güzellikler mutluluklar başarılar sanat daim olsun dilerim💐🍀🐞🦄🕊🐬🐦‍🔥👼🙏🏻👼🏻
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL