İnsan yaşadığı anlarda değil yaşamadığı anlarda ihtiyarlar. iskoçya sözü
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Eşikten Sonra

Yorum

Eşikten Sonra

1

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

35

Okunma

Eşikten Sonra

Eşikten Sonra

İnsan, içinden kopup giden her şeyin bir yere varacağına inanmak istiyor. Belki de bu yüzden bazı ayrılıkları kabullenmekte zorlanıyoruz. Bir söz söylenmişse bir karşılığı olmalı, bir gözyaşı akmışsa bir yere ulaşmalı, bir insan gitmişse bir gün geri dönmeli diye düşünüyoruz. Boşluğa bırakılmış hiçbir şey bize huzur vermiyor.

Hz. Mevlanaya ait bir kıssada, gözden süzülen gözyaşına bir yol gösterilir. Madem gözden çıktın, denir ona, git sevgilinin kapısına, başını onun eşiğine koy. Bu düşüncenin içinde büyük bir teselli vardır. İnsan, acısının bile sahipsiz kalmasını istemez. İçinden çıkanın bir yere ulaşacağına inanmak, belki de ayrılığın ağırlığını taşımayı kolaylaştırır.

Fakat hayat her zaman böyle davranmıyor.

Bazen insan gerçekten bir kapıya varıyor. Uzun bir yolun ardından, bütün sabrını ve umudunu yanında taşıyarak o kapının önünde öylece durup bekliyor. Önce birkaç dakika, sonra saatler, sonra günler... Zaman geçtikçe beklediği şeyin kapının açılması mı, yoksa geçmişte kalan bir şeyin geri dönmesi mi olduğunu artık ayırt edemez hale gelir.

Sonra kapının açılmadığını fark eder ki, işte insanın asıl sınavı belki de o anda başlıyor.

Çünkü her kapı açılmaz.

Bunu bilmek kolaydır amma kabul etmek zordur.

İnsan çoğu zaman kapının açılacağına değil, açılması gerektiğine inanır. Kendisince haklı sebepleri vardır. Verilmiş sözler, yaşanmış günler, söylenmiş cümleler, birlikte kurulmuş hayaller... Bütün bunların bir kapının arkasında hala yaşamaya devam ettiğini düşünür. Oysa hayat, bizim hatıralarımıza göre hareket etmez. Bir zamanlar açık olan bir kapı, bugün kapalı olabilir. Bir zamanlar bizi bekleyen bir insan, artık beklemiyor olabilir.

Ve her bekleyiş kavuşmayla sonuçlanmaz.

Bazı bekleyişler insanı karşısındakine değil, kendisine götürür. Saatlerce aynı kapıya bakan insan bir süre sonra kapının ardındakini düşünmekten vazgeçip kendisine şu soruyu sormaya başlar: Ben burada neyi bekliyorum?

Bir insanı mı?

Bir geçmişi mi?

Yarım kalmış bir ihtimali mi?

Yoksa yalnızca artık olmayan bir şeyin yeniden olabileceğine inanmak mı istiyorum?

Bu soruların cevabı çoğu zaman acıdır. Çünkü insan, karşısındaki kapının açılmasını beklerken kendi hayatının kapısını da uzun süre kapalı tutmuştur.

Belki de asıl kayıp budur.

Bir başkasının dönmesini beklerken kendimizden uzaklaşmak.

Bir sözün geri alınmasını beklerken söyleyemediklerimizi çoğaltmak.

Bir kapının açılmasını beklerken önümüzde duran diğer yolları görmemek.

Sonra bir gün insan yorulur. Fakat bu yorgunluk yalnızca beklemekten değildir. Aynı yerde dururken hayatın ilerlediğini fark etmekten doğar. Çünkü zaman, kapının önünde duran insanı beklemez.

İşte o zaman insanın önünde zor bir seçim belirir.

Ya kapının açılmasını beklemeye devam edecektir ya da ayağa kalkıp yürüyecektir.

Yürümek, vazgeçmek değildir her zaman.

Bazen yürümek, insanın kendisine yeniden dönmesidir.

Çünkü bazı kapılar açılmadığında insanın kaybettiği şey karşısındaki değildir. Kendi hayatıdır.

Belki de insanın olgunlaşması, her istediğine kavuştuğu gün değil; kavuşamayacağı şeyi kabullenebildiği gün başlar.

Fakat bunun da ötesinde bir yer vardır.

İnsan, kapının açılmayacağını kabul ettikten sonra bile uzun süre o kapıya bakabilir. Çünkü kabul etmek başka, özgürleşmek başkadır.

Özgürleşmek, kapının kapalı olduğunu bilmek değildir yalnızca.

Özgürleşmek, artık o kapının açılmasına ihtiyaç duymamaktır.

İşte insanın kendisini bulduğu yer belki de tam burasıdır.

Bir zamanlar bütün umudunu bağladığı kapıya son kez bakar. İçeride ne olduğunu merak eder, elbette. Geçmişi unutmuş değildir. Yaşananları inkar etmez. Sadece hayatını artık o kapının açılmasına bağlamadığını fark eder.

Sonra yürür.

Bu kez nereye gideceğini bütünüyle bilmeyebilir.

Ama bu önemli değildir.

Çünkü insan bazen gideceği yeri bilmeden de doğru yolda olabilir. Yeter ki artık kendisini, açılmayacağını bildiği bir kapının önünde bırakmasın.

Belki eski kıssanın söylediği gibi, içimizden kopan her şey bir yere varmak ister. Belki bazı duyguların da bir eşiğe baş koyması gerekir. Fakat insanın hayatı yalnızca varmak ve kavuşmaktan ibaret değildir.

Bazen bir kapıya kadar gitmek gerekir.

Beklemek gerekir.

Açılmadığını görmek gerekir.

Ve sonra, belki de en zorunu yapmak gerekir:

Başını o eşikten kaldırıp yürümek.

Çünkü bazı kapılar açılmadığı için hayat bitmez.

Bazı kapıların açılmaması, insanın hayatına yeniden başlayabilmesi için gereken son cevaptır.

Ve insan, bir gün şunu anlar:

Her kapının açılması gerekmez. Bazı kapıların kapalı kalması, insanın kendi kapısını bulabilmesi içindir.

"Unutmayın ki bazı kapılar açılmak için değil, insanın ne zaman yürüyüp gitmesi gerektiğini öğretmek için vardır."
*
Mehmet Demir
24826

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Eşikten sonra Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Eşikten sonra yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Eşikten Sonra yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
24.8.2026 17:56:41
Açılmayan bir kapının önünde beklerken insanın aslında kendi hayatını ertelediğini anlamlı biçimde anlatmış Mehmet kardeşim. “Kabul etmek başka, özgürleşmek başkadır” sözü yazının en güçlü yeri. Başını eşikten kaldırıp yürümek ise vazgeçmekten çok insanın kendisine dönmesini güzel ifade ediyor. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL