0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma
Bir pencere önü hikayesiyiz seninle. Bir sabah sevdası, bir akşam sefası…Bir de umuda el değdiren umut ışığı. İlk güneş ışıklarında sarmalayıp birbirimizi, batışına el salladığımız saatler var hala aklımda. Ve aklım bir uçurtmanın ucunda. Ha kaçtı, ha kaçak, ha uçtu, ha uçacak.
Bir pencere önü sevdasıyız biz. Bir uçurum çiçeği, bir kör kuyu kovası…ne toplanabiliriz ne de salınabilir. Öyle değerli ve bir o kadar işlevsiz.
Belki de yalnızca bir sevdayız, pencere önünün eşlik ettiği. Sonun ne olacağını merakla bekleyen sinsi bir düşman belki. Ya da katili an’ın, güzel olan tüm hatıraların…
Oysa yalnızca paylaşmaktı istirhamım. Ne olursa olsun orda durmak, kıpırdamamak bir milim yana. Dağ gibi, duvar gibi olmak sana. Yapamadın. Yaslanamadın yani. An’sızlık böyle bir şey işte, olmasını bir ömür bekleyip, tam olacağını hissettiğinde yok olması. Anlatılmaz bu yüreğini nakışlayası acı, anlatılmaz bilmeyene.
Bak güneşin ilk ışıkları selamlıyor gözbebeklerimi. Omuzlarımda ta o zamanlardan bir battaniye eski mi eski, elimde senden kalma bir kahve. Birlikte selamlıyoruz pencere önünde yeniyi. Sen sakın üzülme. Zaten beklemediğimiz bir şeydi bu sevgi.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.