0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma
Elli bir yaşındayım. Ne hayatın bütün sırlarını çözdüğümü iddia edecek kadar kibirliyim ne de gördüklerimi önemsiz sayacak kadar genç. Bu yaş, insana cevaplardan çok soruların değerini öğretiyor. Gençliğe bakarken bazen hayranlık duyuyor, bazen endişeleniyor, çoğu zaman da kendi gençliğimi onların telaşında yeniden görüyorum.
Biz beklemeyi bilen bir kuşaktık; belki de beklemek zorunda bırakılmıştık. Bir haberi, bir mektubu, bir telefon sırasını, işlerin yoluna girmesini beklerdik. Bugünün gençleri ise dünyanın bütün seslerini aynı anda ceplerinde taşıyor. Bilgiye bizden hızlı ulaşıyor, daha cesur konuşuyor, haksızlığa daha çabuk itiraz ediyorlar. Fakat hızın içinde bazen derinliği, çok konuşmanın arasında dinlemeyi, görünür olma isteğinin gölgesinde kendileri olmayı kaybediyorlar.
Onlara tepeden bakmayı doğru bulmuyorum. Çünkü her kuşak, kendisinden sonrakini biraz eksik zanneder. Biz de bir zamanlar büyüklerimizin gözünde sabırsız, saygısız ve fazla iddialıydık. Şimdi aynı cümleleri gençlere kuruyorsak belki de yaşlandığımızdan değil, kendi gençliğimizi unuttuğumuzdandır.
Yine de tecrübenin söyleyecek birkaç sözü vardır. Hayat, ekrandaki görüntüler kadar hızlı değişmez. İnsan ilişkileri hâlâ emek ister. Güven, tek dokunuşla kurulmaz; saygı, takipçi sayısıyla kazanılmaz. Bir mesleği öğrenmek için yalnızca yetenek değil, tekrar, sabır, hata ve zaman gerekir. Bazı yolların kestirmesi yoktur; çünkü insanın olgunlaşması indirilebilir bir uygulama değildir.
Gençlerin bizden öğreneceği şeyler olduğu kadar bizim de onlardan öğrenmemiz gerekenler var. Biz tecrübeyi taşıyoruz, onlar yeni ihtimalleri. Biz düşülen yerleri biliyoruz, onlar henüz yürünmemiş yolları görüyor. Onlara yalnızca nerede durmaları gerektiğini söylersek kanatlarını kırarız; hiçbir şey söylemezsek de bildiğimiz uçurumları saklamış oluruz. Bize düşen, yolu onların yerine yürümek değil; karanlık bir yere geldiklerinde küçük bir ışık bırakmaktır.
Elli bir yaşından gençliğe baktığımda kusurlu ama güçlü bir kuşak görüyorum. Gürültülü, hızlı, zaman zaman tahammülsüz; fakat aynı zamanda özgürlük konusunda cesur, dünyaya karşı duyarlı ve değişime açık… Onlardan bizim gibi olmalarını beklemiyorum. Zaten gelecek, geçmişin tekrarıyla kurulmaz.
Sadece şunu bilmelerini isterim: Bizim yavaşlığımız her zaman korkaklık değildi; bazen sabırdı. Sessizliğimiz her zaman bilgisizlik değildi; bazen terbiyeydi. Israrımız her zaman inat değildi; bazen mesleğimize ve emeğimize duyduğumuz sadakatti.
Biz gençlerden saygı beklerken onların da bizden anlayış beklediğini unutmamalıyız. Çünkü kuşaklar arasındaki mesafe yaşla değil, dinlememekle büyür. Tecrübe gençliği küçümsemediğinde, gençlik de geçmişi yük olarak görmediğinde o mesafe kapanır.
Elli bir yaşındayım. Artık biliyorum ki gençlere bırakabileceğimiz en değerli miras, bizim doğrularımıza itaat etmeleri değildir. Kendi doğrularını ararken insanı, emeği ve vicdanı kaybetmemeleridir. Çünkü zaman değişir, araçlar değişir, kuşaklar değişir; fakat insanı insan yapan değerler, ancak birbirimize saygıyla bakabildiğimiz sürece yaşar.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.