0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
74
Okunma
Tarih, yalnızca zalimlerin yaptıklarını değil,
sessiz kalanların suskunluğunu da yazar. Ve yazmaya devam ediyor.
Dün HDP,ye yapılan hukuksuzluğu destek verenler "ama onlar terörist" diyerek adaleti görmezden gelenler, bugün aynı adaletsizliğin kendi kapısını çaldığını şaşkınlıkla izliyor.
Çünkü hukuksuzluk, bir kez meşruiyet kazandığında hedef seçmez; önüne çıkan herkesi yutabilecek bir düzene dönüşür.
Yıllardır Kürt siyasetçilerin, seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin, akademisyenlerin ve farklı düşüncelere sahip insanların yaşadığı baskılar karşısında toplumun önemli bir kesimi sessiz kaldı.
Kimi korkudan sustu, kimi önyargılarından vazgeçmedi, kimi ise "bana dokunmaz" diye düşündü.
Oysa adalet, yalnızca kendi hakkını savunmak değildir; başkasının hakkını da kendi hakkın kadar savunabilmektir.
Bugün yaşanan her siyasi tutuklama, yalnızca bir kişinin özgürlüğünü değil, toplumun ortak vicdanını da zedeler. Hukukun kişilere göre değiştiği bir ülkede hiç kimsenin özgürlüğü gerçekten güvende değildir.
O gün alkışlanan hukuksuzluk, ertesi gün alkışlayanların da karşısına çıkabilir.
Sessizlik, çoğu zaman tarafsızlık değildir.
Sessizlik, bazen haksızlığın en büyük destekçisine dönüşür.
Çünkü adaletsizlik, kendisine itiraz edilmediğinde büyür; korku ise sustukça güç kazanır.
Demokrasi, sadece seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi; farklı fikirlerin özgürce konuşabildiği, insanların kimlikleri veya siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırılmadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir düzendir. Bunun güvencesi ise bağımsız ve tarafsız bir yargıdır.
Bağımsız yargının olmadığı yerde mahkemeler güven değil, endişe üretir.
Hukuk, güçlünün elindeki bir silaha dönüştüğünde toplumun tamamı katleder.
Çünkü adalet sadece muhaliflere değil, herkese lazım olan bir yasadır.
Bu yüzden mesele yalnızca bir parti, bir kimlik ya da bir görüş meselesi değildir.
Mesele, yarın nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizdir. Gerçek demokrasi, çoğunluğun gücünü değil, azınlığın haklarını da koruyabildiği zaman anlam kazanır.
Gerçek hukuk ise herkes için aynı cesaretle işlediğinde adalet olur.
Bir toplumun geleceğini belirleyen şey, yalnızca verdiği oylar değil; haksızlık karşısında gösterdiği vicdandır.
Çünkü bugün başkasının özgürlüğü için ses çıkarmayanlar, yarın kendi özgürlüğünü savunacak bir ses duymadığın da buna emin olsunlar o sesleri onlar susturdu.
Adalet, demokrasi ve bağımsız yargı;
sadece devletin kurumları değil, özgür bir toplumun nefesidir.
O nefes kesildiğinde, kaybeden tek bir kesim değil, bütün Halk olur..
Mülteci..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.