1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
260
Okunma
Bir ara martıların çığlığını kıskanmıştım; onlar gibi özgürce hayata haykıramıyorum diye... Şimdi de senin bu rengârenk gülüşünü, gökyüzüyle olan o koşulsuz dostluğunu kıskanıyorum.
Ama bu öyle güzel, öyle içten bir imrenme ki... Ben kuytularda gölgelerle dertleşirken, senin bastığın yerde ağaçların canlanmasına, kuşların sana doğru kanat çırpmasına, güneşi yüzünde taşımana hayran kalıyorum. Keşke diyorum, keşke benim kalemim de hayata böyle tepeden tırnağa gülümseyebilse.
Öyle bir kara mizah ki benimki; ezkaza gökyüzündeki bir yolcu uçağına el sallayacak olsam, o bulutların arasında aniden kayıp Malezya uçağına dönüşmesi işten bile değil...
Şimdi o uçağın girdiği sisli boşlukta, beyaz bir kâğıt aydınlanıyor aniden. Bulaşıcı bir gökyüzü gibi... Parmak uçlarıma davetsiz bir ritim sızıyor, içimde sırasını bekleyen kelimeler uyanıyor telaşsızca.
Açılıyor mürekkebim bu sitemin bittiği yerde, rengine çalıyor senin. Kalbin hep böyle kuşlarla konuşsun; çünkü senin gökyüzün, benim duvarlarımı genişletiyor usulca.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.