0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
44
Okunma
Herkesin her şeyi herkesten önce hissedip düşündüğü ancak herkesin yine o aynı her şeyleri eylemsel bağlamda ötelediği "banane" isimli eğimli inişin, gerçekte yükseliş olarak nitelendirilmesi gerekirken; "ya bak gördün mü?" isimli keder çıkışının, düşüş kabulü bir başlangıç çizgisi olduğunun inkâra değil, ikrara ihtiyacı var...
İnsan, en çok bildiği şeylerden kaçar. Bilmediklerinden değil; bildiklerinin omzuna yüklediği mesuliyetten yorulur. Hakikat, insana ilk dokunduğunda ağır değildir; onu ağırlaştıran, hakikati taşımak yerine sürekli ertelemektir. Ertelenen her doğru, zamanın içinde yanlışın en sadık müttefikine dönüşür.
Herkes aynı yangının dumanını görürken kimse ilk suyu taşımak istemez. Sonra kül, herkesin kapısına ulaştığında aynı ağızdan dökülen cümle hazırdır: "Zaten belliydi." Oysa belli olan felaket değil, cesaret, sorumluluk gecikmesidir.
Öyleyse vicdan kayıp mı olur? Hayır, İnsanlık çoğu zaman vicdanını kaybetmez; yalnızca vicdanın sesini kısar. Sessiz kalan vicdan ise zamanla sahibini değil, sahibinin mazeretlerini konuşmaya başlar.
Doğrular ölmez; yalnızca konuşulacak daha güvenli bir zamanı bekler. Oysa hakikatin takvimi yoktur. Hakikat takvimi, hak edenin kapısını çaldığı andır!
Büyük yanılgı, düşüşü yere yaklaşmak sanmaktır. Oysa gerçek düşüş, yüksekte olduğunu zannederken alçalmaya alışmaktır.
Her gün biraz daha eksilir insan; fakat eksiliş sabırlı olduğu için eksilen kendini tamam zanneder.
En tehlikeli kayıplar da gürültüyle değil, alışkanlıkla gerçekleşir!
Yığınlar aynı gerçeğin etrafında toplanmaz; aynı konforun etrafında birleşir!
Hakikat, alkış istemez; bedel ister.
Bedel ödemeye razı olmayanlar düşüncelerini ilk fırsatta kanaate, kanaatlerini ilk rüzgârda bahaneye dönüştürür.
İkrar, yalnızca bir kabul değildir. İkrar, insanın kendi içindeki mahkemede ayağa kalkıp, kendisine karşı şahitlik edebilmesidir.
Bu mahkemede hükmü başkaları vermez; insan ya vicdanıyla beraat eder ya da alkışlarla mahkûm olur.
Bütün başlangıçlar, ilk adımın atıldığı yerde değil; ilk bahanenin terk edildiği yerde başlar. Çünkü insanı değiştiren zaman değildir. Zaman, yalnızca değişmeyi reddedenleri görünür kılar!
Peki ama; hepimiz aynı gerçeği bu kadar erken hissedebiliyorsak, neden onu yaşamak için hep en geç zamanı bekliyoruz?
Ramak Kaldı / Samim İğde
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.