0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
22
Okunma
Eskiden mahalle esnafının ortaklığı bozulunca ilk kavga dükkân tabelasında başlardı.
İşletme ikiye ayrılırdı.
Biri tabelayı indirir, yerine "Öz Yılmaz Ticaret" yazardı.
Öteki durur mu?
Ertesi gün onun tabelası gelirdi:
"Hakiki Yılmaz Ticaret."
Bir hafta sonra köşede üçüncü dükkân açılırdı:
"Asıl Yılmazlar."
Mahalleli de şaşkın...
"Hangisi gerçek?"
Cevap hazır:
"Hepsi gerçek, müşteri hangisine inanırsa."
Şimdilerde aynı sahneyi siyasette izliyoruz.
Parti içindeki her ayrılık, sanki eski bir manifaturacının ortaklık feshi gibi ilerliyor.
Bir taraf "Biz asıl çizgiyiz" diyor.
Öbürü "Hayır, gerçek temsil biziz."
Bir başkası "Partinin özü bizde."
Az daha sürerse tabelalar şöyle olacak:
Öz Muhalefet
Hakiki Muhalefet
Orijinal Muhalefet
Ultra Muhalefet Plus
Muhalefet Gold Edition
Vatandaş da dükkân dükkân geziyor.
"Affedersiniz, iktidarı değiştiren şube hangisiydi?"
İçeriden cevap geliyor:
"Henüz o departman açılmadı efendim."
Siyaset maalesef fikir yarışından çok marka tescil kavgasına dönüştü.
Enerji projeye değil logoya harcanıyor.
Programdan çok tabela konuşuluyor.
Hal böyle olunca seçmen de müşteri psikolojisine giriyor.
"İndirim var mı?"
"Var."
"Ne indirimi?"
"İlke!"
Aslında millet yeni tabela görmekten yoruldu.
Kimsenin "öz", "hakiki", "asıl" olduğuyla ilgilenmiyor. Çünkü elektrik faturası "öz" gelmiyor.
Market fişi "hakiki" ucuzlamıyor.
Kira "orijinal" düşmüyor.
Vatandaş tabelaya değil kasaya bakıyor, kasaya!
Demokrasi, tabelalar önündeki "öz" sıfatıyla değil, sandığın başındaki öz güvenle güçlenir.
Belki de siyasetin en çok ihtiyacı olan şey yeni sıfatlar değil; eski usul bir esnaf terbiyesi!
Hani şu müşteri dükkândan çıkarken poşet ister misiniz diyen değil, "Yine bekleriz." diyen cinsten.
Çünkü sonunda kazanan tabela değil, güven oluyor.
Ramak Kaldı / Samim İğde
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.