0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
159
Okunma
Derler ki, insanın kaderi bazen bir yol ayrımında, bazen bir çeşme başında, bazen de hiç ummadığı bir vakitte değişirmiş.
Benim kaderim de öyle değişti.
O güne kadar ömrüm, kuraklıktan çatlamış bir bozkır gibiydi. Güneş doğar, akşam olurdu; kuşlar öter, rüzgâr eserdi. Ama hiçbir ses yüreğime değmezdi. Günler birbirine benzer, geceler suskunluğunu omzuma yüklerdi.
Sonra sen geldin...
Ne davullar çaldı ne de gök yarıldı. Bir kır çiçeği nasıl sessizce açarsa, sen de öyle girdin ömrüme. O sessizlikte koca bir hayatın değişebileceğini ilk kez o gün öğrendim.
O günden sonra gökyüzü başka maviydi.
Bulutlar yalnız yağmur taşımıyordu; umut da taşıyordu. Dağların başındaki karlar daha beyaz, derelerin suyu daha berrak görünüyordu. Sanki yeryüzü de senin gelişini biliyor, her şeyi yeniden güzelleştiriyordu.
Bahar geldi…
Ovalar gelinciklerle süslendi. Badem ağaçları beyaza büründü. Kırlangıçlar yuvalarına döndü. Ben ise her çiçeğin içinde biraz seni, her kokunun içinde biraz gülüşünü aradım.
Yaz geldi…
Buğday başakları altın gibi sallandı. Akşamları gökyüzü yıldızlarla doldu. Biz umutlarımızı yıldızlara değil, birbirimizin yüreğine emanet ettik. Çünkü öğrendik ki en güvenli gökyüzü, sevdiğinin gözleridir.
Sonbahar geldi…
Yapraklar döküldü, bağlar bozuma durdu. Ama içimde hiçbir şey eksilmedi. Çünkü sevgi, dallardaki yaprak değilmiş; kökte duran canmış. Sen yanımdayken her ayrılık yeniden kavuşmaya dönüşüyordu.
Ve sonra zemheri...
Ayaz dağlardan indi. Rüzgâr kapıları zorladı. Geceler uzadı. Fakat senin bir tebessümün, bin sobanın ısıtamadığı kadar ısıttı içimi. Ellerini tuttuğumda, kış bile bahara döndü.
O vakit yaşlı bir derviş şöyle dedi:
"Evlat, sevda dediğin ateş değildir; ateşi bile üşütmeyen bir nefestir. Gerçek sevenin ömründe mevsimler değişse de kalbi hep çiçek açar."
O söz, yüreğime mühür oldu.
Şimdi dönüp ardıma bakıyorum da, anlıyorum...
Sen bana yalnız sevgiyi değil, yaşamayı da öğrettin.
Bir kuşun kanadındaki özgürlüğü, yağmurun toprağa kavuşmasını, bir annenin duasındaki huzuru, bir çocuğun gülüşündeki masumiyeti seninle tanıdım.
Ve biliyorum...
Günün birinde saçlarımıza aklar düşecek. Ellerimiz buruşacak. Yollar uzayacak. Ama sen yanımda yürüdüğün sürece hiçbir yol yorulmayacak.
Çünkü gerçek sevda, gençlikle değil; birlikte yaşlanan iki yürekle güzeldir.
Dillerden dillere anlatılacaksa bu masal, köy odalarında bir âşık sazını eline aldığında şu sözlerle başlasın:
"Bir zamanlar birbirini öyle iki yürek sevmiş ki; gökyüzü onların aşkına daha mavi olmuş, baharlar daha yeşil açmış, zemheri bile onların ocağına dokunamamış..."
Ve masalın sonunda herkes şunu bilsin:
Sevgi, insanın çıktığı yol değil; ömrünün vardığı en güzel yuvadır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.