Biz böyle eğilmezdik çocuklar olmasaydı... b.necatigil
mesut.çiftci
mesut.çiftci

İnce Çizgi

Yorum

İnce Çizgi

( 3 kişi )

4

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

150

Okunma

İnce Çizgi

Geçenlerde internette sosyal medya platformlarından birisinde gezerken Hıristiyan öğretilerini gönderi olarak paylaşan bir Hıristiyanlık sayfasına denk geldim. Hz. İsa ve Hz. Meryem’in gravür çizimleri önünde İncil’den alıntılar paylaşıyordu. Ülkemizde Hıristiyanlık inancına sahip topluluklar da mevcut ve elbette her insan kendini inancını yaşamakta özgürdür. Bir inanç bir başka inancı tehdit etmediği ve o inancın takipçileri inançları gereği diğer insanların özgür yaşamlarına müdahale etmedikleri sürece özgürce yaşanabilirler. Bu durumda hiçbir beis yoktur. Ne zaman ki bir inanç ve o inancın takipçileri bir başka inancın varlığını ve bir başka inancın takipçilerinin özgürlüklerini tehdit edecek derece eylemlerde bulunurlarsa işte o zaman ortada bir sorun var demektir. Bahsettiğim sosyal medya platformunda da yalnızca İncil’den alıntılar yapılıyordu.

Sosyal medya platformunun keşfet ekranındaki algoritma benim bu tür bir paylaşımda vakit harcadığımı fark edince sanırım buna benzer daha fazla gönderi ve sayfa karşıma çıkardı. Bahsettiğim sayfaya benzer birçok sayfa mevcutmuş. Hemen hemen hepsinde de Hz. İsa ve Hz. Meryem’in çizimleri önünde İncil’den alıntılar paylaşılmış. Ben üniversitede okurken fakültede bir hocamız şöyle demişti; “En kötü kitap bile kitapsızlıktan iyidir.” (Teşbihte hata olmaz. En kötü kitap bile derken kesinlikle İncil’i kastetmiyorum. Bu konuda yanlış anlaşılmak istemem. İncil’e de, Hıristiyanlara da ve Hıristiyanlık Dinine de saygı duyuyorum.) Paylaşımlara şöyle bir kulak kabarttığımda üniversitedeki hocama hak verdim diyebilirim. Genel olarak İncil’de de Hz. İsa’nın insanlara şöyle nasihatleri vardı; “Zina etmeyin, hırsızlık yapmayın, birbirimizi sevin, yardıma muhtaç olanlara yardım edin., açları doyurun, birbirinizden nefret etmeyin.” Esasında Semavi dinlerin temelinde de bu insani etik kurallar var; hırsızlık yapmayın, yalan söylemeyin, zina etmeyin, yoksula yardım edin, birbirinizi sevin, hoşgörülü olun vb. Temelde bu etik söylemler olsa da inanç konusunda dinler birbirinden ayrılıyor. Özellikle bir sayfa da saldırgan içeriklere de rastladım. Şöyle ki bir cami önünde gözü yaşlı bir Müslüman çizmişler ve Müslüman’ın gözleri yaşlı şöyle diyor; “Allah’ım neden dualarım kabul olunmuyor?” Ardından Hz. İsa’nın bir gravür çizimi önünde İncil’den şöyle bir paylaşım yapılıyor; “Artık sizin için kurtarıcı yol belirlenmiştir, bundan sonra kendi yarattığınız tanrılarınızdan ne isterseniz isteyin size verilmeyecektir.” Açıkçası bu paylaşım beni rahatsız etti. Özellikle cami figürünün kullanılması ile bir hedef gösterilerek böyle bir paylaşımda bulunulmasının ardında apaçık bir kasıt olduğu belliydi. Şimdi şöyle bir gerçek var ki her inanan kendi inancının doğru ve yeryüzündeki diğer inançların yanlış olduğunu düşünür. Zira inanç bunu gerektirir. Yani bir Hristiyan’a göre tek doğru inanç Hristiyanlıktır ve diğer tüm inançlar yanlıştır. Bir Müslüman’a göre tek doğru inanç İslamiyet’tir ve diğer tüm inançlar yanlıştır. Aynı şekilde bir Budist’te göre tek doğru inanç Budizm’dir ve diğer tüm inançlar yanlıştır. Genel olarak bu düşüncenin doğması oldukça doğaldır ve bunda hiçbir yanlışlık yoktur. Ancak ne zaman ki bu düşünce ile inananlar eyleme geçip diğer inananları ötekileştirmeye ve değiştirmeye çalışırlarsa işte o zaman sorun ortaya çıkar. Bahsettiğim aşırılıkçı bu sayfada bir Müslüman inanın fotoğrafının önüne büyük ve belirgin harflerle “KAFİR” yazılmış ve yine İncil’den alıntılar paylaşılmış. Bir inancın inananları başka inancın inananlarını kendi içlerinde kafir olarak isimlendirebilirler. Ama başka inancın inananının fotoğrafını üzerine belirgin harflerle “KAFİR” olarak yazamazlar. Bu ötekileştirmedir ve bu hedef göstermedir. Bu genel kurallarsa her inancın inananları için geçerlidir, geçerli olmalıdır. Maalesef dinlerin temek etik kuralları insanları o dine tatlı tatlı çekiyor ve ardından dinlerin diğer dinlerden ayrılan kısımları insanlara empoze edilmeye çalışılıyor. Bu doğru değil.

Şahsen ben yeryüzündeki hiçbir din için doğrudur ya da yanlıştır şeklinde bir yorum yapacak yeterliliğe sahip değilim. Bu yorumu ve değerlendirmeyi yapabilecek yeterliliğim de yok yetkim de yok. Esasında hiç kimsenin de bu yetkiye sahip olduğunu ya da olması gerektiğini düşünmüyorum. Semavi dinlerden tutun da yeryüzündeki tüm inanç sistemlerine varana kadar hiçbir inanca yanlıştır diyemeyiz. Bu ötekileştirme olur ve doğru değildir. Yalnızca şöyle bir müdahale söz konusu olabilir; eğer bir inancın gereği olarak uygulanan eylemler ve kısıtlamalar insan onuruna yakışır, insan haklarına saygılı değilse o zaman o inanca saygı duyulmaz ve o inanca müdahale edilir. Örneğin herhangi bir inanç inananlarına çocuk istismarını emrediyorsa artık o inanç saygı duyulması ve korunması gereken bir inanç değildir. Aynı şekilde herhangi bir inanç inananlarına kadın istismarı, hayvan istismarı, işkence, cinayet gibi illegal emirler veriyorsa o inanç da olma özelliğini kaybeder. İnsanlar putlara, ateşe, güneşe, hayvanlara, ruhlara tapabilirler ve bunlarla ilgili inanç sistemleri oluşturabilirler. Hiç kimse böylesi bir inanç sisteminin inananı olduğu için suçlanamaz, suçlanmamalıdır. Ancak hiçbir inanç da başka bir inancı karalayamaz, ötekileştiremez ve küçümseyemez. Temelde insan hakları ve insanlık onuru her daim korunmalıdır. Ayrıca insanlar hiçbir inancın inananı da olmayabilirler. Bu da normaldir.

Ben bir Müslüman olarak inancım gereği İslam Dininin tüm gereklerini yerine getirmeye çalışıyorum. Ancak biliyorum ki inanç, yanlış bilgiler ve yanlış yönlendirmeler ile korkunç bir silaha dönüştürülebilir. Tarihsel süreç içerisinde bunun birçok örneği vardır. Hatta günümüzde bile inanç sistemlerinin takipçilerinin korkunç eylemler yaptıklarına şahit olabiliyoruz maalesef. Örneğin İşid adında bir fanatik örgüt ortaya çıkıp İslam Dini adına masum insanların ırz ve namuslarına, canlarına kast edebiliyorlar. Myanmar’da ya da Hindistan’da inançlarının gereği olarak masum Müslümanlar katledilebiliyor. Hatta tüm dünyanın gözü önünde İsrail Devleti kendi inancına dayanarak bir kara parçasının kendilerine vaat edildiğini iddia edip masum binlerce insanın üzerine tonlarca bomba yağdırıp, hayatta kalanları da evlerinden, topraklarından sürebiliyor. Orta Çağ’da Kilise Engizisyon Mahkemeleri otoritelerini korumak için binlerce masum insanı yargılayıp işkence ile ve hatta diri diri yakarak cezalandırabiliyordu. İlk Hıristiyanlar Roma Kolezyumlarında vahşi hayvanlara parçalattırılıyorlardı. Kudüs’ü fetheden Haçlılar Kudüs’te tek bir Müslüman kalmayana kadar katliam yaptılar. Bu örneklerin hiçbiri tek başına bir dini mahkûm etmek için yeterli değildir. Çünkü suç işleyen dinler değil, dini kendi ideolojilerine, siyasi hedeflerine veya nefretlerine araç eden insanlardır. Aynı kutsal metni okuyan milyonlarca insan ömrü boyunca tek bir masumun saçına dahi zarar vermeden yaşayabiliyorsa, sorun kutsal metinlerden önce onları yorumlayan zihniyetlerde aranmalıdır.

İnsanlık tarihi bize göstermiştir ki fanatizm; hangi dine, hangi mezhebe, hangi ideolojiye veya hangi dünya görüşüne dayanırsa dayansın, sonunda insan onurunu yaralar. Bu nedenle korunması gereken şey belirli bir inancın üstünlüğü değil; her insanın inanma, inanmama ve inancını özgürce yaşayabilme hakkıdır. Bir insanın ibadet ettiği mabet, kutsal kabul ettiği kitap veya yöneldiği kıble ne olursa olsun; o insanın canı, malı, haysiyeti ve temel hakları dokunulmazdır. Hiçbir inanç, başka bir inancı aşağılamanın, onu hedef göstermenin veya inananlarını düşmanlaştırmanın mazereti olamaz. Çünkü inanç, insanı kin ve nefrete değil; adalete, merhamete ve vicdana ulaştırdığı ölçüde anlam kazanır. Dinler insan için vardır; insan dinler için değil. Bu sebeple her türlü inanç anlayışının üzerinde korunması gereken en büyük değer, insanın kendisi ve onun doğuştan sahip olduğu onurdur. Dinler insan için vardır; insan dinler için değil.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

İnce çizgi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İnce çizgi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İnce Çizgi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
mesakin
mesakin, @mesakin
6.7.2026 13:24:57
5 puan verdi
Güzel, Anlamlı bir çalışma olmuş tebrik ederim başarılarının devamını dilerim selam ve saygılarımla..
mesakin
mesakin, @mesakin
6.7.2026 13:24:23
5 puan verdi
Güzel, Anlamlı bir şiir olmuş tebrik ederim başarılarının devamını dilerim selam ve saygılarımla..
Etkili Yorum
Gönül Pınarı
Gönül Pınarı, @gonul-pinari
6.7.2026 11:59:57
Bence bu güzel emek yoğun paylaşımın özü; paylaşımcının şu final dizeleri olsa gerek "Bir insanın ibadet ettiği mabet, kutsal kabul ettiği kitap veya yöneldiği kıble ne olursa olsun; o insanın canı, malı, haysiyeti ve temel hakları dokunulmazdır. Hiçbir inanç, başka bir inancı aşağılamanın, onu hedef göstermenin veya inananlarını düşmanlaştırmanın mazereti olamaz. Çünkü inanç, insanı kin ve nefrete değil; adalete, merhamete ve vicdana ulaştırdığı ölçüde anlam kazanır."
Çünkü din insanları ayrıştırmaz ayrıştırıyorsa o gerçek din olamaz veya değiştirilmiş şekliyle uygulanıyordur. Özellikle de semavi dinlerin ruhu birleştiricidir. Bir olmayı öncelemektedir, diyor esenlikler diliyorum.
Nice paylaşımlarda buluşma dileğiyle şen ve esen kalınız.
Kaleminiz kavi ilhamınız daim olsun.
Etkili Yorum
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
6.7.2026 11:29:47
5 puan verdi
Yazınız, insanın hayat yolculuğunda karşılaştığı ince çizgileri ve duygusal kırılmaları etkileyici biçimde yansıtıyor. Benzetmelerle zenginleştirilen anlatım, okuyucuda hem içsel bir sorgulama hem de derin bir duygu uyandırıyor. Özellikle dostluk, sevgi ve gurbet gibi kavramların iç içe işlenişi, yazıya güçlü bir anlam katıyor. Kaleminizin samimiyeti ve akıcılığıyla eserinizi daha da değerli kılmışsınız.

Böylesine içten bir çalışmayı edebiyatımıza kazandırdığınız için sizi tebrik ederim.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL