Denizin dibinde incilerle taşlar karışık bulunurlar. övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunur. mevlana
Yazar Leyla KÖROĞLU
Yazar Leyla KÖROĞLU

MAUN SANDIK

Yorum

MAUN SANDIK

( 4 kişi )

6

Yorum

18

Beğeni

5,0

Puan

171

Okunma

Okuduğunuz yazı 28.6.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

MAUN SANDIK

Anamın dokundurmadığı maun sandığı açtım. Allah’ım içinde yok yok. Tabii biz bir küp altın bekliyorduk amma çıka çıka sonbahar yaprakları gibi sararmış kanaviçeli çeyizler, büyüklerin “Bir yastıkta kocasın.” dedikleri uzun yastıklar çıktı. Eskilere gittim. Koca şirketin bir rakamla tutmayan mizanını tutturan beynim ambale olmuş, eve gelmişim anam elime tığı, ipliği tutturur “Hadi bakalım havlu kenarına dantel yap. Madem evlenecem diye tutturdun çarşaf kenarına dantel yap. Kocanın kalbine giden yol midesinden geçer peçete kenarı yap.”
Herif dantelli peçeteyi yiyecek sanki.
O vakit bir dantel furyası gidiyor, ben de “İşin raconu bu herhal.” diye “Dantelli taharet bezi yap.” deseler öreceğim.
Daha ben ilkokula giderken para karşılığı on sekiz kişilik masa örtüsü, yatak örtüsü, kuş motifli yastıklar, mutfak takımları, güneşlik uçları vs. yaptırmış çeyizime. Evlendim, hafta sonu saatlerce dantelli çarşafları, perdeleri, havluları ütüle ütüle ütüle...
Hepsini cinnet geçirdiğim bir gün anama iadeli taahhütlü geri verdim o da tıkmış maun sandığa. Dedim “Anne, hayatımı bitirdi bu danteller, çin işkencesi yaptın bana.”
Her şeye bir cevabı var kadının, yetmezmiş gibi bir de felsefe yapıyor.
“O dantelleri örerken sabrı öğrendin, iğne ile kuyu kazdın. Sonra o kuyunun içine gözün kapalı daldın. Evliliği güzel sofralar hazırlamak, eşini kapıda karşılamak zannettin belki; tıpkı küçükken oynadığın evcilik oyunu gibi. O sofrada birlik var mı, dirlik var mı? Aşkı el ele dolaşmak, diz dize film izlemek sandın belki de. Dantelli peçeteler dudak kenarına taşan lezzetleri mi yoksa kursağında kalanları mı sildi?
Bir uzun yastığa iki baş konulunca; yastıktaki kuş motifleri muhabbetle şakıdı mı yoksa sessiz akan gözyaşlarını mı içirdin onlara? Evine giren güneş, ayan beyan ediverecek diye gönlündekini kapatmadın mı güneşlikleri; güneşliğin eteğindeki motifleri boş bakan gözlerinle mi dokudun? Aşk nedir, ne değildir; bildin işte.”
“Bunları dantelleri yaptırmadan önce deseydin ya! Yirmi beş sene sonra mı diyorsun anam?” Beynim uyuştu, kalbim üşüdü. Kadın neleri düşünerek doldurmuş çeyiz sandığımı meğer. “Senin çeyiz sandığını da annen böyle mi doldurdu acep?”
“Nerde öyle çeyizler, beş on çeşit yatak örtüleri falan. Bizde her şey az ve öz olurdu. Ama her anne en güzelini, en özelini kor kızının sandığına. İçlik dokurdu annem yumuşacık iplikten içimize zeval gelmesin diye. Yaka ve kol kısımları renkli iplerle işlenirdi baktıkça içimiz şenlensin diye. Velhasıl öyle sırtımıza yüklenecek çeyizimiz yoktu ama Bulgarlar tarladaki ürünümüze , hayvanlarımıza el koymaya başlayınca ailem Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmeye karar verdi. Dalından elma, erik yediğim ağaçlar; her tuğlasına babamın eli değmiş iki katlı evimiz; gölün üstünde ki tarlalarımız… Her şeyi bırakıp bir maun sandık alınacaktı. Benim bir sevdiğim vardı. Öyle el ele tutuşmak; dağ, tepe gezmek yok. İmece yapılırdı halamın evinde, pencere ardından maniler söylerdik. Gözce konuşur, anlaşır, yazılırdık yürek defterine. Evin tek kızıydım. Kesinlikle evlenip orada kalmama müsaade etmezlerdi. Babam ve iki ağabeyim cuma namazında iken sevdiğimle buluşup, el ele onların köyüne koşmaya başladık. Babacığımın içine doğmuş, arkamızdan gelmişler. Biz önde onlar arkada koşuyoruz. Tam sevdiğimin evinin bahçesine geldiğimizde, aramızda yirmi adım kalmıştı, tutuverseler belime kadar uzanan saçımın iki peliğinden ayıracaklar bizi. Sevdiğimin bahçesine ayağımdaki pabucu çıkarıp atınca geri döndüler.”
“Aaa! Nedir pabucunu bahçeye atmak? Sevdiğine kaçtı diye ailesi tarafından infazı verilen; abileri, babaları tarafından öldürülen kadınların haberleri yapılıyorken hala bir pabucun hikmeti ne ola?”
“Bizde aşk kıymetlidir. Sevginin önünde desturla durulur. Ben bu eve aitim, seçimimi yaptım, ölsem de dönmem demektir.”
Ahh! Neler saklamış anacığım şu maun sandıkta ahh. “Peki, niye hala saklıyorsun bunları? Niye her bahar sandığı havalandırıp naftalin sepeliyorsun?”
“Anılarım güvelenmesin diye a yavrım, an’larım, andıklarım güvelenmesin diye…”
O MAUN SANDIK VAR YA O MAUN SANDIK !..
(MAUN SANDIK Kitabından)

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Maun sandık Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Maun sandık yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
MAUN SANDIK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
29.6.2026 16:41:11
5 puan verdi
Severek okudum. Kırılmasın Kaleminiz...
gelincik
gelincik, @gelincik1
29.6.2026 16:16:56
taptaze anıların güzelliği ve
şiirin içinde dolaşmak
kötülük düşünmeden.

yüreğinize sağlık

Tigem0663
Tigem0663, @tigem0663
29.6.2026 12:23:26
Bazı insanlar vardır yoklukları size zarar ettirmez bazı gönül insanlarının yeri ise hiç bir servetle ölçülmez o halde kolay kapatılan bir kitap değil kıymetine servet biçilemeyen nadide bir eser olalım gönül imar edenlerden eylesin Rabbimiz
neneh.
neneh., @neneh-
29.6.2026 04:51:45
5 puan verdi
Muhteşem di.Keyifle okuduk.Nostalji yaptırdınız o günlere." Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" hesabı evliliğin tüm sorumluluğu ne yazık ki sadece bizlere yükleniyordu.Danteller kısmi da hiç abartılmamış.Ne çeyizmiş ama.Yazının ismi gibi .Kutluyorum haklı başarınızı Sayın Yazarım Sağlıcakla.Saygıyla.
/ yüRekTen
/ yüRekTen, @-yurekten
29.6.2026 00:37:08
ben ortaokuldayken annemin bana uyguladığı bir okul dönüşü ritüeli vardı ki aman aman.. daha kapıdan girer girmez elime ağ ipini tutuşturur o sekiz kişilik masa örtüsü için her gün bir motif örmemi şart koşardı. ödevim var yarın sözlüm var yazılım var çalışmam lazım desem de ıııh.. ne kadar dil dökersem dökeyim nafile.. nuh der peygamber demez o motif illa ki o gün örülecekti. neyse ki tığ işinde elim hızlıydı da o süreci biraz da o pratiklik sayesinde kazasız belasız atlatmayı başarıyordum ve bitti sonunda o 8 kişilik masa örtüsü. ama bir kere bile kullandım mı, hayır!

kafalar epey tuhaftı o zamanlar.. şimdi o günleri andığımızda, "yavrum n'abalım, o zamanlar da öyleydi işte" der:)

tebrik ediyorum, keyifle ve gülümseyerek okudum.

-

bir de şöyle bir alıntı bırakmak istiyorum, kendi yazdıklarımı hatırlattınız bana çünkü.[1]

“Ah… On dokuzdan yeni gün aldıydım. Anacığımı, babamı, ablalarımı, üzüm bağlarını, şeftali bahçelerini bıraktık da geldik, biliyorsun. Hep Aliş’imin memleket sevdası yüzünden…”

[1]Geçmişin Çağıltısında Nane Kokulu Sıçrama
Elif_V_Mim
Elif_V_Mim, @elif-v-mim
29.6.2026 00:00:48
5 puan verdi
O sandıklarda dantel kanaviçelerden çok fazlası yaşam var.

Çok güzeldi hikaye.
Güne gelmeyi haketmiş.
Tebrik ederim.
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
28.6.2026 16:52:26
Beğeni:
18
Okunma:
171
Yorum:
6
SON YAZILARI
POPÜLER YAZILARI
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL