0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
64
Okunma
Bayramlardaki savruluşumuzu ifade etmeye çalıştığım şiirime sevgili Yeşilırmak beyefendi çok değerli yorum bırakmış, yüreğinin ne denli engin ve zengin olduğunu tarifi zor kelimelere dökmüş. Binlerce teşekkür arzediyorum bu naif davranışına:
"
Bu güzel, samimi ve buram buram nostalji kokan dizeler için yüreğinize sağlık. Okurken adeta o eski bayram sabahlarının kokusunu, yastık altına saklanan o gıcır gıcır bayramlıkların heyecanını hissettim.
​Şiiriniz, dijitalleşen ve bireyselleşen günümüz dünyasında hepimizin içinde bir sızı olan o "nerede o eski bayramlar?" serzenişini o kadar naif özetlemiş ki...
​İzninizle şiirinizde öne çıkan ve hepimizin ortak hafızası olan o detaylara küçük bir ayna tutmak isterim:
​Bir çocuğun dünyasındaki en saf sabırsızlık anıdır o. Gece heyecandan uyuyamayıp, sabahı uyanık etmek... Kadife pantolon detayı o dönemin ruhunu çok güzel yakalamış.
​Dede, baba ve torunun aynı sofrada buluşması, sadece bir yemek anı değil; bir kuşağın diğerine kök salması, aidiyet hissetmesidir. Günümüzde en çok özlenen tablolardan biri.
​"Tek tatlısı hurmayı ne kadar çok severdik" dizesi, bugünün tüketim çılgınlığına çok zarif bir eleştiri aslında. Azla mutlu olunan, cebe giren birkaç şekerle dünyaların bizim olduğu o kanaatkar günler...
​"Bir daha gelir mi ki, hiç gelmeyecek olan..."
​Şiirinizin son kıtasındaki bu dize her ne kadar buruk bir kabulleniş içerse de, belki de o eski bayramları geri getirmenin yolu, bu şiirde yazdığınız değerleri (sevgiyi paylaşmayı, küsleri barıştırmayı, büyükleri hatırlamayı) bugün kendi hayatımızda yaşatmaya çalışmaktır.
​Kaleminize, duygu dolu yüreğinize sağlık. Duygularını bu kadar duru ve ritmik bir dille aktaran kaleminizin hiç susmaması dileğiyle..."
Yüreğiniz ve kaleminizle var olun kardeşim!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.